İstanbul’da, BoÄŸaziçi’nde, Avrupa yakasında bulunan bir hisar. Fatih’in İstanbul kuÅŸatması için bir ön tedbir olarak yaptırdığı bu hisar, Yenihisar, Yenice Hisar, BoÄŸazkesen Hisarı, Yeni Kale, Güzel Hisar, BaÅŸkesen Hisarı gibi adlar da almıştır. Daha önce Yıldırım Bayezid’in Anadolu yakasında yaptırdığı hisarın (Akça Hisarı, Güzelce Hisar, Yeni Kale, Anadolu Hisarı) tam karşısında, BoÄŸaz’ın en dar yerinde yapılan Rumeli Hisarı’nın yeri daha önce Hamaiyon diye anılıyordu. Fatih, Bizans’a Karadeniz yolu ile gelecek her hangi bir yardımı engellemek için bu hisarı yaptırmaya giriÅŸtiÄŸinde Bizans İmparatoru buna tepki göstermiÅŸti. Fakat Fatih bu toprakların Cenovalılara ait olduÄŸunu ve bu hisarı, ticaret gemilerini korsanlardan korumak için yaptırdığını bildirmiÅŸti. Böylece siyasî engelleri ortadan kaldıran Fatih, hisarın inÅŸa hazırlıklarına 1452 kışında baÅŸladı. İşçi ve ustalarla inÅŸaat malzemesi, Anadolu ve Trakya’dan getirilmiÅŸ, çevredeki eski yapılardan da yararlanılmıştır. Kıyıda toplanan bu malzemeyi ve çalışanları güvence altına almak için önce kıyıdaki Halil PaÅŸa burcunu yaptırıldı. 21 Mart 1452′den itiba ren de inÅŸaata bizzat Fatih nezaret etti. Hisar mimarı mimar Müslihüddin olduÄŸu halde, Fatih’in gerek planın hazırlanmasında, gerek kulelerin, mazgalların, kapıların yerlerinin tesbitinde görüşleri esas alınmıştır. Halil PaÅŸa burcundan sonra sırtta, saÄŸ yanda Sanıca PaÅŸa burcu, sol yanda da ZaÄŸanos PaÅŸa burcu yaptırılmış ve ara yerde germe denilen duvarlar örülmüştür, inÅŸaat süresince 1.000 kadar usta, 3-4 veya 5-6 bin kadar işçi çalıştırılmış ve bu dönem içinde çok sıkı inzibatî tedbirler alınmıştı. Esasen işçi ve usta takımları, kadıları ile birlikte getirilmiÅŸler, suç iÅŸleyenlere ağır cezaların uyulanacağı, iÅŸini süratle bitirenlerin de mükâfatlandırılacağı ilân edilmiÅŸtir. 2.000 m. uzunluktaki Rumeli Hisarı 4 aylık bir çalışmadan sonra AÄŸustos 1452′de tamamlandı. Hisara 400 yeniçeri ile ilk atanan dizdar Firuz AÄŸa’dır. Hisar kuvvetli toplarla da donatıldı.
İlk kez 10 Kasımda Karadeniz’den gelen 2 Venedik gemisine ateÅŸ açıldı. 26 Kasımda ise Anatonia Rizo’nun süvarilik ettiÄŸi gemi batırıldı. 2 Aralıkta da bir Trabzon gemisi güçlükle bu ateÅŸ barikatını aÅŸabildi. Hisarın böylece tasarlanan görevi yapabileceÄŸi anlaşılmış oldu. İstanbul’un fethinden sonra fazla askerî önemi kalmadığı için siyasî ve askerî suçlular için bir hapishane olarak kullanılmaya baÅŸlanmıştır. XVII. yüzyılda Rumeli Hisarı dört kapılı küçük bir kale idi. Duvarları arazinin engebelerine göre 5-3 m. arasında deÄŸiÅŸen bir kalınlıkta idi. Üç büyük burçtan baÅŸka küçük kuleleri de vardı. Kulelerin içi ahÅŸap olup, her katta bir ocak bulunuyordu. Hisarın içinde dizdar ve nöbetçi yeniçerileri evlerinden baÅŸka Fatih’in yaptırdığı bir mescit, mescidin altında bir sarnıç ve iki de çeÅŸme vardı.
1509 depreminde hasar gören hisar hemen tamir edilmiÅŸtir. 1746′da bir yangın geçiren Rumeli Hisarı, en son II. Selim zamanında onarılmış ve ondan sonra kendi haline bırakılmıştır.
Fatih Kanunnâmesi’ne göre Rumeli Hisarı’nda yatsı namazından sonra ve sabah namazından önce iki defa nevbet vurulması gerekirdi. Cuma ve bayram günleri hisara bayrak çekilmesi ve padiÅŸahlar BoÄŸaz’da gezintiye çıktıkları zaman hisar önünden geçerlerken topla selâmlanmaları da kanun gereÄŸi idi. Hisar’dan dizdar ile hisar ustası unvanını taşıyan subaylar sorumlu idiler. Kalebend yeniçerilerin ceza mahalli olan hisar aynı zamanda ölüme mahkum yeniçerilerin infaz yeri idi. Suçlu, hisar muhafızları tarafından gece yarısı boÄŸulur, ayağına gülle baÄŸlanıp denize atılır ve infazın yapıldığı bir top atışı ile duyurulurdu. Rumeli Hisarı XVII. yüzyıl başından itibaren çevresinde kurulan mahallelerle ÅŸirin bir semt olmuÅŸtu. Kurulan köşkler ve evler bir iki mahalleyi teÅŸkil ediyordu.
Sultan Aziz zamanında burada bir saray yaptırılması veya Amerikan koleji idaresinin isteği üzerine manzarayı kapattığı için hisarın bir kısım duvar ve kulelerinin yıktırılmasına karar verilmişken, yıkım işçilerini bastonuyla kovalayıp kaçırması üzerine Ahmet Vefik Paşa o günlerde halk arasında büyük ün yapmış ve hükümet de yıkım kararından vazgeçmiştir.
1917′de Rumeli Hisarı’nın deniz müzesi haline getirilmesine dair bir tasarı hazırlandı ve iÅŸ bir Alman firmasına ihale edildi. Ne var ki az sonra Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi ile yeni bir buhrana girince, 1918′de bu tasarıdan vazgeçildi. 1953′de Hisar’ın onarımı tekrar ele alınarak bu günkü ÅŸekliyle yapı kurtarılmış oldu. Kale içi mahallesi de istimlak edilerek hisar bütünüyle müze haline getirildi. Ayrıca avluda yaptırılan açık hava tiyatrosu ile yapıya yeni bir iÅŸlerlik de kazandırılmış oldu.