Osmanlı Hanedanı’ndan üçüncü padiÅŸah. Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun’dur. 1362′de tahta çıktı. I. Murat, Rumeli fethinin, aÄŸabeyi Süleyman PaÅŸa’dan sonra ikinci kahramanı idi. AÄŸabeyinin yanında birinci sınıf bir kumandan olarak yetiÅŸmiÅŸti. Ankara’nın yeniden fethinden sonra I. Murat hükümdar olmak isteyen kardeÅŸleri İbrahim ve Halil beylerle kısa bir mücadeleden sonra yenmiÅŸ ve öldürtmüştür. Edirne Osmanlılar için önemli bir ÅŸehirdi ve Bizans idâresindeydi; fakat halk bu idareden memnun olmadığı gibi, Bizans da ÅŸehri savunabilecek kudrete sahip deÄŸildi. Sultan I. Murat, Ankara’dan Rumeli’ye geçtiÄŸi zaman beraberinde getirdiÄŸi büyük birliklerle Edirne’yi kolayca fethetmeyi düşünüyordu. Sonuçta da böyle oldu.
Daha 1345′de Edirne’de önemli bir halk ihtilâli olmuÅŸ, ÅŸehrin ileri gelenleri kılıçtan geçirilmiÅŸti. Halkın memnuniyetsizliÄŸi yanında düzeni saÄŸlayan Osmanlı idaresine kucak açacakları muhakkaktı. Edirne, 1362 Temmuzunda fethedilmiÅŸtir. Türk idaresinde gittikçe büyüyen Edirne, İstanbul’un fethinden sonra bile devletin ikinci taht ÅŸehri sayılmakta devam etmiÅŸtir. İstanbul’un fethine kadar padiÅŸahlar bazen Bursa yerine Edirne’de oturmayı tercih etmiÅŸlerdir.
Gene bu arada Bizans’ın eline geçmiÅŸ olan Malkara, KeÅŸan ve İpsala, Gazi Evranos Bey tarafından alınmıştır. Hacı İlbey ise Enez Körfezi üzerinde ve Meric’in batısında bulunan DedeaÄŸaç Umanını fethettikten sonra kuzeye doÄŸru Meric’i takip ederek Dimetoka’yı açmıştır. Kırklareli de alındıktan sonra, Babaeski, Narhisar arasında Sazlıdere mevkiinde müttefik Bizans-Bulgar ordusunu bozan Osmanlılar, Edirne’ye girmiÅŸlerdir.
Bir müddet Edirne’de kalan Sultan Murat, Lala Åžahin PaÅŸa’yı Rumeli Beylerbeyi olarak orada bıraktı. Kendisi Dimetoka’ya geldi ve burada bir cami ve saray yaptırdı. Lala Åžahin PaÅŸa’ya Güney Bulgaristan’ın, Evranos Bey’e Batı Trakya’nın fethi emrini verdi. 1363′de Eski ZaÄŸra ve Filibe fethedildi. Bu suretle Rodop ve Balkan daÄŸları arasındaki DoÄŸu Rumeli’nin en önemli kısmı, Osmanlı İmparatorluÄŸu’na katıldı. Aynı yıl Evranos Bey, Batı Trakya’da Gümülcine’yi aldı. Tamamen çevrilen Bizans, Sultan Murat’la yaptığı antlaÅŸma ile bir çeÅŸit Osmanlı himayesini kabul etmek zorunda kaldı.
1364 Osmanlı-Bizans antlaÅŸması, Bizans’ın Osmanlıları girdikleri yerlerden çıkarma ümidine de son veriyordu.
Osmanlıları Balkanlar’da durduracak tek kuvvet, kudretli Macaristan Krallığı olabilirdi. Orta Avrupa ve Balkanlar’da birçok ülkeye hâkim olan Macarlar ise, zorla Katolik mezhebini büyük çoÄŸunluÄŸu Ortodoks olan Balkanlar’a sokmak istedikleri için, Balkan kavimleri tarafından hoÅŸ görülmüyorlardı. Osmanlılara hayran olan ve yüzyıllardan beri hasret kaldıkları ideal bir idareye kavuÅŸan Balkanlar’ı bu idareye karşı ayaklandırmak mümkün olamazdı.
Papa’nın teÅŸvikiyle Avrupa devletlerinin bir araya gelmesi ve Osmanlılara karşı I. Haçlı seferini düzenlemeleri artık mukadderdi. Çünkü Osmanlı fütuhatının istikameti belli olmuÅŸtu. Liderler Papa V. Urbanus, Macaristan kralı I. Lajos idi. Sırbistan kralı V. Orus, Bosna prensi I. Tvrtko, Eflâk (Romanya) prensi onun yanında idiler. Daha bir sürü prens Haçlı ordusuna katılmıştı. Haçlılar, hızla ilerleyip Edirne’nin kuzey-doÄŸusunda bugün Sırpsındığı adını taşıyan ilçenin güneyinde, Meriç kenarına kondular. Edirne’ye birkaç kilometrede idiler. Bu yeni fethedilen mühim Osmanlı ÅŸehri, kesin bir tehlike içindeydi. Sultan I. Murat, ordusu ile Bosna’da idi. Rumeli Beylerbeyi Lala Åžahin PaÅŸa’nın kuvvetleri mahduttu. Böylece büyük bir düşman ordusuna karşı ancak Sultan Murat’ın baÅŸkumandanlığındaki Osmanlı ordusu karşı çıkabilirdi. Sultan Murat’ın yetiÅŸmesi anına kadar düşmanın Edirne’yi alıp Gelibolu’ya inmesi ise, iÅŸten bile deÄŸildi.
Hacı İlbey’in 10.000 akıncı gazi - derviÅŸi vardı. Muvaffak olmadığı takdirde en büyük mesuliyetlere muhatap tutulacak olduÄŸunu bilen bu kumandan son derece cüretli bir harekete emir verdi .
1365′de Dalmaçya kıyılarının güneyindeki Dubrovnik Cumhuriyeti, Osmanlı himayesini kabul eden bir anlaÅŸma imzaladı. Yüzyıllarca Osmanlılar, yıllık vergi karşılığında bu devletçiÄŸin iÅŸlerine karışmadılar. Dubrovnik’in himaye altına alınmasıyla Osmanlılar, yeni bir denize, Adriyatik Denizi’ne dayanmış oluyorlardı.
Gümülcine’de oturan Gazi Evranos Bey, Sırpsındığı’ndan az sonra Serez’i aldı. Fakat henüz Drama ile Kavala, Bizanslılarda idi. Serez’in bir iki defa Osmanlılarla Bizanslılar arasında el deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olması muhtemeldir. Bu suretle 1364′ten itibaren Osmanlılar Makedonya’ya ayak bastılar.
Gene 1365′de Sultan I. Murat, Katalanlar’ın elinde bulunan Karabiga’yı, karadan ve denizden tazyik ederek aldı. Bu suretle bütün Batı Anadolu’da Hıristiyanların elinde AlaÅŸehir ile İzmir kalmış oluyordu.
Sultan I. Murat, 1366′dan itibaren büyük bir imar hareketine de giriÅŸti. Bilecik’te Sırpsındığı zaferine şükretmek üzere bir cami, YeniÅŸehir’de imaret, tekke, Bursa’da cami, imaret, medrese, kaplıca, han yaptırdı. Edirne’de saray, cami, medrese, imaret inÅŸa edildi.
1366′da İmparator V. İoannes Palaiologos’un dayısı olan Savoia kontu VI. Amadeus, 5 savaÅŸ gemisiyle Çanakkale BoÄŸazı’na girdi. Gelibolu’yu düşürdü. 9 ay sonra bu önemli ÅŸehir Bizans’a bırakıldı. Fakat bir müddet sonra yetiÅŸen Osmanlılar ÅŸehri geri aldılar.
1367′de TimurtaÅŸ PaÅŸa, Tunca üzerinde Yanbolu’yu, Lala Åžahin PaÅŸa ise Samakov’u Sultan I. Murat da 1368′de Hayrabolu’yu, 1369′da Kırklareli, Pınar-hisar, Vize’yi Bizanslılardan geri aldı. Buraları evvelce fethedilip bir ara Bizans tarafından iÅŸgal edilmiÅŸti. Trakya’nın fethi bitmiÅŸti. 1371′de Çatalca da Sultan I. Murat tarafından alındı.
1370′e doÄŸru merkezi Tırnova’da olan Bulgaristan krallığı, Osmanlılara baÄŸlılığını bildirdi. Kral ÅžiÅŸman’ın kız kardeÅŸi Prens Mariya, Sultan Murat’la evlendi. 1372′de Sultan Murat Çirmen zaferinden sonra Köstendil’i aldı ve bu suretle Sırbistan’a ayak basılmış oldu.
10 yılda Gelibolu’dan Sırbistan’a gelinmiÅŸ, Adriyatik Denizi’ne kadar nüfuz ve tesir sahası kurulmuÅŸtu. Avrupa, Osmanlılara karşı II. Haçlı seferini tertip ederek Sırp sındığı’ndan 7 yıl sonra talihini tekrar denemek istedi. Ancak, bu defa ki ordu Sırpsındığı’ndakinden daha azdı ve esas kuvvetleri Sırplar teÅŸkil ediyordu. SavaÅŸta baÅŸkumandan olan Sırbistan kralı VukaÅŸin ve kardeÅŸi öldürülmüş, Eflâk Prensi de kaçmıştı. Bunun üzerine Sırbistan’da hanedan deÄŸiÅŸmiÅŸtir.
Çirmen zaferinden faydalanan Türk akıncıları bir taraftan Adriya sahillerini, diÄŸer taraftan Yunanistan’a inerek Attika Yarımadası’nı taradılar. Bu suretle Osmanlı Devleti’nin tesir sahası hemen bütün Balkanlar’ı içine alan bir geniÅŸliÄŸe eriÅŸti. 1374′te Sırbistan, Osmanlılara, Bulgaristan ve Bizans gibi baÄŸlılığını bildirdi; vergi vermeyi de kabul etti. Nitekim 1372′de Çatalca’yı Sultan Murat’a bırakan ve iyice kuÅŸatılan Bizans, 1373 anlaÅŸmasında Osmanlı padiÅŸahına baÄŸlılığını bildiriyordu.
Bu sırada DoÄŸu-Roma İmparatorluÄŸu 30.000 km2′ye inmiÅŸti.
Makedonya fütuhatına veziriazam Çandalı Kara Halil PaÅŸa baÅŸkumandanlık ediyordu. Struma ile Vardar arası güneyde BeÅŸik Gölü’ne kadar, Selanik ile Halkidike Yarımadası müstesna olmak üzere fethedildi. Vardar da geçildi Vardar ile Vistrica arasında, baÅŸta Karaferye olmak üzere birçok yer açıldı. Bu suretle güney atıda Teselya, güney-doÄŸuda Epir, doÄŸuda Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluÄŸu’na sınır oluyordu.
Selanik’ten hareket eden Bizanslılar, Serez’i almak istedilerse de, muvaffak olamadılar. Gazi Evranos Bey, karargâhını Gümülcine’de, yani Batı-Trakya’dan Serez’e yani Güney Makedonya’ya nakletti. Kuzeyde de Sultan I. Murat Sofya’nın güney kıyısındaki Köstendil’i almıştı. Köstendil’de Bulgar prensi Konstantin saltanat sürüyordu. Sultan I. Murat, Prens Konstantin’in 3 kızından biriyle kendi evlenmiÅŸ, diÄŸer ikisini oÄŸulları Åžehzade Bayezid ile Åžehzade Yakub’a almıştı. Köstendil, Sırbistan’ın kapısı idi ve Osmanlı Devleti’ni tanıyan Sırp Krallığı’nı yakından kontrol için çok müsaitti.
1373 ve 1374 yıllarında Kuzey Makedonya, 1375′te Kosova’da mühim yerler fethedildi. 1376′da Kuzey Bulgaristan’da saltanat süren Bulgar kralı daha sıkı ÅŸartlarla Osmanlı Devleti’ne baÄŸlılığını bildirdi. Lala Åžahin PaÅŸa’dan sonra Gazi TimurtaÅŸ PaÅŸa, Rumeli beylerbeyi oldu ve fetihlere devam etti. 1383′te TimurtaÅŸ PaÅŸa Arnavutluk’un doÄŸu ve KaradaÄŸ’ın güney bölgelerinin fethiyle uÄŸraÅŸmaya baÅŸladı.
1375′de Sultan Murat, Güney Sırbistan’ın en mühim ÅŸehri olan NiÅŸ önüne geldi. 25 günlük bir kuÅŸatmadan sonra NiÅŸ TimurtaÅŸ PaÅŸazâde YahÅŸi Bey tarafından fethedildi.
1375′de HamidoÄŸlu İlyas Bey ölmüş, yerine Kemâleddin Hüseyin Bey geçmiÅŸti. Bu zat, Sultan Murat’ın tazyikiyle 80.000 altın karşılığında Hamid BeyliÄŸi’nin yarısından fazlasını Osmanlılara satmaya mecbur oldu. Sattığı yerler AkÅŸehir, BeyÅŸehir, SeydiÅŸehir, Yalvaç, ÅžarkikaraaÄŸaç, ve çevresi idi. Bu suretle Osmanlı toprakları, Karaman ve Germiyan devletlerini birbirinden ayırmakla ve Germiyan’ı Osmanlıların kucağına düşürmekle kalmıyor, OsmanoÄŸullarını Akdeniz sahillerine 70 km. mesafeye getiriyordu. Kuzeyden olduÄŸu gibi, bu sefer batıdan da KaramanoÄŸulları, Osmanlılar tarafından çevriliyordu.
1378′de ise Germiyan beyi Süleyman-Åžah Bey, Mevlâna’nın torunlarından olan kızı Devlet Hatun’u Sultan Murad’ın oÄŸlu Åžehzade Yıldırım Bayezid’e verdi ve gelinin çeyizi olarak Kütahya, TavÅŸanlı, Emer (EÄŸrigöz), Simav ve çevresini Osmanlılara bıraktı. Afyon ilinin en büyük kısmı da Osmanlı topraklarına katıldı. Süleyman Åžah, Kula’yı baÅŸÅŸehir yapıp bu kasabaya çekildi.
1382′de Gazi TimurtaÅŸ PaÅŸa, Manastır’ı fethetti. NiÅŸ ile Manastır bir ara Sırplar tarafından geri alındı; 1385′te Manastır, 1386′da NiÅŸ kesin ÅŸekilde fethedildi. 1385′de Arnavutluk’un kapısı olan Ohri fethedilmiÅŸ, Ohri Gölü çevresi açılmıştır. Sofya fâtihi, İnce Balaban Bey’dir ve 10 yıl Bursa ablukasını idâre eden Osman Gazi’nin yoldaÅŸlarından Balaban Bey’in oÄŸludur. Sofya, Rumeli beylerbeyliÄŸine merkez olmuÅŸtur.
1384′de ihtiyar vezir Lala Åžahin PaÅŸa, son seferini Bosna’ya yapmış ve Osmanlılar ilk defa bu tarihte Bosna topraklarına ayak basmışlardır.
Veziriazam Çandarlı Halil Hayreddin PaÅŸa’nın 1385-1386 Arnavutluk seferi önemli idi. Hayreddin PaÅŸa, 1385′te îlbasan yakınlarında Davul çayı kıyısında geçen Savra meydan savaşında II. BalÅŸa’nın kumandanlığındaki Arnavut ordusunu imha etti. Prens, ölenler arasında idi. Ertesi yıl Osmanlılar, Akçahisar, İşkodra baÅŸta olmak üzere hemen bütün Kuzey Arnavutluk’u fethettiler. Fakat Sultan I. Murat, üssünden bu kadar uzak bir yerde Türk ordusunun Venedik gibi büyük bir devletle savaÅŸa girmesini kesinlikle uygun görmedi. Çok önemli olan İşkodra, ancak bir yüzyıla yakın bir zamandan sonra büyük zorluklarla Venedik’ten alınabilecektir. Arnavutluk’un en önemli ÅŸehrinin Venedik’e iadesinden sonra Osmanlıların eline sadece DoÄŸu Arnavutluk kalıyordu.
1385′te Savcı Bey, Edirne’de babasına vekâlet ederken, Bizans’ın teÅŸvik ve yardımı ile ayaklanmıştır. Hızla yetiÅŸen Sultan I.Murat, ayaklanmayı bastırmış, Åžehzade Savcı Bey, Dimetoka’da yakalanıp idam edilmiÅŸtir.
1388 de Sultan I. Murat’la Ali PaÅŸa’nın seferi, Bulgaristan’ın fethini tamamlamıştır. Ali PaÅŸa Silistre, Tutrakan, ZiÅŸtovi, NiÄŸbolu gibi Tuna’nın güneyindeki bütün önemli kaleleri, Plevne ve Lofça’yı almış, Deliorman ve Dobruca, Osmanlı hâkimiyetine geçmiÅŸtir.
Osmanlılar, Macaristan’la karşılaÅŸmışlardı ve daha büyük karşılaÅŸmalar olması mukadderdi. Fakat Osmanlı donanmasının zayıf olduÄŸu Sultan I. Murat Hüdâvendigâr zamanında Venedik ile savaÅŸtan kaçınılmıştır. 1373 Venedik-Macaristan savaşından Sultan Murat, Venedik’e yardımcı olarak 5.000 Osmanlı piyadesi göndermiÅŸti. Sultan Murat’ın askerlik ve siyasetteki dehâsı sayesinde Papa’nın birçok teÅŸebbüsü akim kalmıştır. Meselâ V. Urbanus’un28 Ocak 1369 tarihli nâmesinde, Venedik ile Ceneviz’i Osmanlılara karşı savaÅŸa sevk etmek istemesi, tamamen neticesiz olmuÅŸtur. Her iki cumhuriyet de, topraklarına tecavüz etmez görünen Sultan I. Murat’a karşı bir savaşı göze almayı, çılgınlık saymışlardır. Bu ÅŸekilde Avrupa’dan ayrılan Bizans İmparatorluÄŸu ile Sırbistan Krallığı, Sultan Murat’a vergi vermeye mecbur olmuÅŸlardır.
1386 sıralarında Memlûk ve Osmanlı imparatorlukları arasında bir dostluk anlaÅŸması yapılması Karamanlıları telaÅŸlandırmıştır. Çünkü kuzeyden ve batıdan Osmanlılar, doÄŸudan Memlûklar ile sarılmış olan Karaman Devleti, güneyde Akdeniz’e ve Memlûklere tâbi Kıbrıs Karlığına dayanıyordu. Alâeddin Ali Bey kayınpederi Gazi Sultan Murat’ın Balkan fütuhatı ile meÅŸgul olduÄŸu sıralarda Avrupa devletleri ile münasebetlere girdi ve Osmanlı nüfuzunu kırmak istedi. Bu suretle bir yüzyıldan biraz fazla sürecek olan Karaman siyasetini açmış oldu. CandaroÄŸullarının Osmanlılara tâbi olması ve Osmanlı ordusuna yardımcı birlik göndermesi,  Karamanlıları büsbütün ürküttü.
SavaÅŸa KaramanoÄŸlu’nun Osmanlıların HamidoÄŸullarından satın aldıkları BeyÅŸehri iÅŸgalleri yol açtı. Saldırı kırılmadığı takdirde Karamanlıların ve ondan cesaret alan diÄŸer beyliklerin Balkan fütuhatının en kritik anlarında Osmanlıları Anadolu’da rahatsız edeceklerini takdir eden Sultan I. Murat, Anadolu’ya geçti. Bursa’ya geldi. Anadolu beylikleri üzerinde nüfuzunu göstermek için Kastamonu’daki CandaroÄŸlu’ndan yardımcı birlik istedi Bu birlik gelince, Ali PaÅŸa ve oÄŸlu Veliaht Åžehzâde Bayezid Bey’le beraber Karaman seferine hazırlandı. Osmanlı ordusunda, Bizans ile Sırbistan’ın anlaÅŸma gereÄŸince vermeye mecbur bulundukları yardımcı birlikler de vardı. Bu suretle Sultan Murat, Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu.
Sultan Murat’ın KaramanoÄŸlu üzerine yürüyen ordusu 70.000 kiÅŸi idi. Ordu Karahisar’da (Afyon) konaklayıp savaÅŸ divânı kuruldu. Sol kanadın kumandasına Veliaht Åžehzade Bayezid Bey, saÄŸ kanadınkini de Åžehzade Yakub Bey aldı. Bayezid Bey’in yanında Efrûz Bey’le Candar ve Sırp yardımcı birlikleri bulunuyordu. Yakub Bey’in yanında Anadolu beylerbeyisi Sarı TimurtaÅŸ PaÅŸa vardı. Rumeli beylerbeyisi Kara TimurtaÅŸ PaÅŸa, padiÅŸah ile beraber orta kısımda idi.
Konya yakınlarında 1386 Kasımında geçen meydan savaşında, Osmanlı askeri Karaman kuvvetlerini kolayca dağıttı. SavaÅŸta Bayezid Bey büyük bir kabiliyet gösterdi ve çok hızlı manevraları ile zaferin en kısa zamanda elde edilmesini temin etti. Bu savaÅŸtaki muvaffakiyetinden dolayı kendisine “Yıldırım” lakabı verilmiÅŸtir.
Bu hadise üzerine Anadolu’da Karaman nüfuzu kırılmış, Osmanlı nüfuzu, Sultan Murat’ın seferde gösterdiÄŸi siyaset sayesinde, bütün Anadolu’da parlamış, adeta Toroslar’a Fırat’a dayanmıştır. Bununla Osmanlı hâkimiyetini kabule yanaÅŸmayan KaramanoÄŸlu, Sultan Murat uzaklaşır uzaklaÅŸmaz, Kosova’yı hazırlamakla meÅŸgul olan Haçlılarla müzakerelere giriÅŸmiÅŸ, fakat korkusundan Kosova’da Osmanlı ordusuna bir birlik göndermekten de geri kalmamıştır.
BeyÅŸehri’ni geri alan Sultan Murat, 1387′de Bursa’ya dönmüştür.
Balkanlar’da ise, Dobruca’daki MoÄŸol PrensliÄŸi Osmanlı metbuluÄŸunu tanımış, bu suretle Osmanlı hâkimiyeti Tuna deltasına dayanmıştır.
KaramanoÄŸlu’nun savaÅŸarak ittifak ettiÄŸi Bosna Krallığı’nı cezalandırmak için Lala Åžahin PaÅŸa, 20.000 kiÅŸilik bir kuvvetle Bosna’ya girmeye hazırlanmıştır. Fakat böyle bir hareketi bekleyen ve uzun zamandan beri hazırlanan düşman, NiÅŸ yakınlarında PloÅŸnik’te Osmanlı ordusunu bozmuÅŸtur. 1388′de geçen bu savaÅŸta 30.000 kiÅŸilik Bosna ve Sırp müttefik ordusu 20.000 Osmanlı askerini maÄŸlup etmiÅŸ, ancak 5.000 asker dönebilmiÅŸ, gerisi ÅŸehit olmuÅŸ, yaralanmış veya esir düşmüştür. PloÅŸnik bozgunu, Haçlılara cesaret vererek onları akıbeti I. Kosova Meydan Savaşı’nda belli olacak Osmanlı Türklerine karşı III. Haçlı seferini hazırlamaya sevk etmiÅŸtir.
Düşman faaliyet derecesini kavrayan Sultan I. Murat, hızla önemli tedbirler aldı. Ali PaÅŸa’ya 30.000 asker vererek, Bulgaristan’da Osmanlıların elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birleÅŸmeye mahal kalmadan Bulgar kuvvetlerini imha etmesini buyurdu. Ali PaÅŸa bu iÅŸi en kısa zamanda muvaffakiyetle baÅŸardı. DiÄŸer taraftan Teselya fethedildi, tik defa olarak Attika Yarımadası’nı ve Atina Dükalığı’nı çiÄŸneyen Osmanlı Akıncıları, Mora’ya girdi ve yarımadayı yaÄŸmaladı. Tuna’ya, kuzeye doÄŸru atlayan Osmanlı kuvvetleri, Eflak’ı tehdide baÅŸladı. Bulgaristan Krallığı’nın baÅŸÅŸehri Tırnova da bu arada alındı. DiÄŸer taraftan Karaman, Aydın, MenteÅŸe, Saruhan, Hamid, Teke, Candar beylerine emir yazılarak derhal birliklerini Rumeli’ne göndermeleri bildirildi.
Bulgaristan fethini tamamlayan Ali PaÅŸa, güneye indi. Yanbolu’da Sultan I. Murad’m ordusu ile birleÅŸti.
Osmanlı Ordusu Yanbolu’dan Tatarpazarcığı yoluyla Sofya’ya geldi. Güney-batıya sapılarak Köstendil’e gelindi ve bu istikamette olduÄŸu haber alınması üzerine büyük Haçlı ordusuna doÄŸru yürüdü, önder Gazi Evranos Bey ve PaÅŸa YiÄŸit’in akıncıları gidiyordu. PriÅŸtine’nin güneyindeki Kosova sahrasında müttefik ordusu ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler, büyük devlet olarak Macaristan ve Lehistan, ikinci derecede devletler olarak da, Sırbistan, Bosna Krallığı, Eflâk, BoÄŸdan, Hırvatistan, Bohemya, Arnavut prenslikleri ve can çekiÅŸmekte olan Bulgaristan Krallığı idi. Haçlı ordusu, Türk ordusundan sayı bakımından hayli üstündü.
Sultan Murat’ın Haçlı seferinin hazırlanışını çok önceden haber alışı, fevkalâde faydalı olmuÅŸtu. Ali PaÅŸa, 30.000 kiÅŸilik ordusu ile Tuna’ya kadar olan Bulgaristan’ı imparatorluÄŸa katmış, Bulgar kuvvetlerini ezerek, Haçlılarla birleÅŸmesine engel olmuÅŸtu. Mora’ya kadar yapılan akınlar da düşmana dehÅŸet vermiÅŸti. Sultan I. Murat’ın Mora’yı almaya niyetli olduÄŸunu sanan Venedik, büyük ölçüde savaÅŸ hazırlıklarına baÅŸlamıştı. Bu müddet içinde bütün Anadolu beylerinin birlikleri de yetiÅŸmiÅŸti. Sultan Murat da yanında Germiyan (Kütahya) sancakbeyi olan büyük oÄŸlu Veliaht Åžehzade Bayezid Bey ve Karasi (Balıkesir) sancakbeyi olan küçük oÄŸlu Yakub Bey olduÄŸu halde Ali PaÅŸa ile birleÅŸmiÅŸti. Orduda, o zaman pek ilkel olan bir topçu birliÄŸi de bulunuyordu.
Osmanlı, saÄŸ kanadına Yıldırım Bayezid, sol kanadına Yakub beyler kumanda ediyorlardı. Her iki .kanatta ihtiyat olarak 1.000′er okçu vardı. Bunlar savaşın en kızgın devresine kadar müdahale etmeyecekler, bu devrede düşmanı yoklamaya baÅŸlayacaklardı. Rumeli beylerbeyi Kara TimurtaÅŸ PaÅŸa, Veliahdın; Anadolu beylerbeyi Sarıca PaÅŸa, Åžehzade Yakub’un maiyetinde idiler. Evranos Bey’in akıncıları saÄŸ kanatta, Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol kanatta yer almıştı. Orta kısımda BaÅŸkumandanla veziriazam Çandarlızade Ali PaÅŸa bulunuyordu. SaÄŸ kanat ihtiyatına Malkoç Bey, sol kanat ihtiyatına ise HamidoÄŸlu veliahdı Mustafa Bey kumanda ediyordu. Topçu birliÄŸinin başında Haydar AÄŸa vardı (Osmanlılar ilk defa bu savaÅŸta top kullanmışlardır).
Düşmanda da bir topçu müfrezesi vardı. Başkumandan, Sırbistan hükümdarı Lazar idi. Sağ kanada yeğeni ve damadı Prens Brankoviç, sol kanada da Bosna kralı Tvrtko kumanda ediyordu.
Büyük meydan savaşında Osmanlılar, müttefikleri tamamen imha ettiler. Kesin neticeyi Yıldırım Bayezid aldı. Sol kanat bozulmak üzereyken kendine has pek hızlı bir manevra ile yetişip düşmanı çeviren Veliaht-Şehzade, müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine rağmen kıskacını açmadı ve perişan olan düşmanı yok etti. Başkumandan Lazar da dahil olmak üzere bütün düşman ordusu, Kosova sahrasında kaldı. Küçük ve dağlık düşman müfrezeleri kaçmak isterlerken arkalarından yetişen Şehzade Yakub Bey tarafından kılıçtan geçirildi.
Savaşın sonuna doÄŸru artık zafer tamamen belli olunca, Sultan Murat, savaÅŸ sahasını gezip son emirlerini verirken, bir ÅŸey söylemek, isteÄŸiyle yanına sokulan yarak bir Sırp asilzadesi, Lazar’ın damadı MiloÅŸ tarafından hançerle kalbinden vurularak ÅŸehit edildi. MiloÅŸ, Osmanlılar tarafından derhal parçalandı.
PadiÅŸahın iç organları Kosova sahrasına gömüldü. Cenazesi Bursa’ya nakledilip Çekirge’deki türbesine defnedildi.