‘Osmanlı PadiÅŸahları’ Kategorisi için ArÅŸiv

1.Mustafa

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanından on beÅŸinci padiÅŸah. Babası Sultan III. Mehmet’tir. 1617′detahta çıktı.

Sultan I. Mustafa, aÄŸabeyinin saltanatı boyunca her an, cellât tehdidi altında yaÅŸamış, bu sebeple ÅŸuuru bozulmuÅŸtur. Tedavisi de imkânsızdı. Kösem Sultan’ın ocak aÄŸalarını elde etmek için büyük servetler dağıtması, netice vermedi Kösem Sultan’ın zekâsı ve sertliÄŸinden çok çekindiÄŸi üvey oÄŸlu II. Osman tahta geçirilmek üzere Sultan I. Mustafa, halledildi. Sultan I. Mustafa’nın birinci saltanatı 3 ay, 4 gün sürmüştü.

Akli dengesizlikler gösteren hükümdar, ÅŸeyhülislâm Es’ad Efendi’nin “Åžuuru yerinde olmayanın hilâfeti caiz olmayacağına” dair fetvasıyla tahttan indirildi. Sadaret kaymakamı vezir Sofu Mehmet Papa’nın teÅŸebbüsüyle bu iÅŸ hiçbir gürültü olmadan gerçekleÅŸtirildi; Sultan I. Mustafa tekrar dairesine döndü.

Ancak Sultan II. Osman’ın katliyle 4 yıl sonra, bu defa Veliaht Åžehzade Murat’ın (IV. Murat) hakkı çiÄŸnenerek I. Mustafa tekrar tahta çıkartıldı.

Sultan II. Osman’ın katli, Davud PaÅŸa’yla adamlarının marifetiydi. Davud PaÅŸa sadareti 24 gün muhafaza edebildi. Mere Hüseyin PaÅŸa 13 Haziranda Davud PaÅŸa’nın yerine sadrâzam olmuÅŸ ve 8 Temmuza kadar ancak 25 gün iktidarda kalabilmiÅŸtir.

Sadaret deÄŸiÅŸikliÄŸinden 8 gün sonra 21 Haziran‘da geçen bir olay, bütün İstanbul halkını tesiri altında bıraktı ve Sultan II. Osman faciasının sorumlularının mutlaka cezalandırılmaları yoluna gidilmekten baÅŸka çare olmadığı anlaşıldı. Sultanahmed Olayı adı verilen bu olayda bir sipahi 80 askeri öldürüp, yaraladıktan sonra ele geçirildi. Sultanahmed Olayı’ndan 3 gün sonra 24 Haziranda Sultan I. Mustafa, eski usul üzerine Cuma selâmlığına çıktı. Sultan Osman’ın yaptığı kıyafet inkılâbı terk edildi. 30 Haziranda Mere Hüseyin PaÅŸa’nın Sultan II. Osman’ı tutan ilmiye sınıfını cezalandırmak için bazı evkaf gelirlerini Hazine’ye alması imparatorluktaki yüzlerce sosyal hayır eserinin ve âbidenin parasız, bakımsız kalmasına ve mahvolmasına sebep oldu.

Mere Hüseyin PaÅŸa, 7 Temmuz gecesi Yeniçeri AÄŸası Deli DerviÅŸ AÄŸa’yı azledip Mudanya’ya sürdü. Kapıkulu askerinin bir kısmım ÅŸu veya bu bahaneyle İstanbul’dan çıkarttığı için aleyhindeki memnuniyetsizlik fazlalaÅŸtı. 8 Temmuz sabahı Kapıkulu ocakları, sadrazamın deÄŸiÅŸtirilmesi için Valide Sultân’a heyet gönderdiler. Valide Sultan, teklifi kabul etti. Heyet ile karşı karşıya konuÅŸtu. Bundan sonra Mere Hüseyin PaÅŸa azledildi ve Lefkeli Mustafa PaÅŸa, sadarete getirildi.

Mustafa PaÅŸa’nın sadareti, 2 ay 14 gün sürdü. 21 Eylülde azledildi. Bunun üzerine 2. vezir Gürcü Mehmet PaÅŸa, sadrazam oldu. I. Ahmet devrinde iki defa sadaret kaymakamlığı yapan Mehmet PaÅŸa, tecrübeli bir vezirdi.

Mehmet PaÅŸa 21 Eylülde iktidara geldiÄŸi zaman, II. Osman faciası bütün imparatorluÄŸa yayılan bir memnuniyetsizlik doÄŸurmuÅŸ bulunuyordu. Anadolu’dan, halkın yeniçerilere karşı çok kötü hareket ettiÄŸi haberleri geliyordu. Katillerin cezalandırılmamış olması, halkta aşırı bir teessür ve gazab uyandırmıştı. Bu arada 1 Ekimde vezir Damad Receb PaÅŸa’nın donanmayla Karadeniz’den 500 Kazak esiriyle İstanbul’a gelmesi, halkı bir müddet meÅŸgul etti. Fakat 17 Kasımda Erzurum beylerbeyisi Abaza Mehmet PaÅŸanın Sultan II. Osman’ın intikamını almak üzere ayaklandığı haberi bütün İstanbul’a yayıldı. Bu Anadolu’da son haftalar içindeki hareketlerin en önemlisiydi.

Bu sırada Anadolu’da yalnız valiler deÄŸil, halk da Sultan II. Osman’ın intikamının alınmasını istemekte ve Sultan I. Mustafa’nın saltanatının gayr-ı meÅŸru olduÄŸunu iddia etmekte idiler.

Kapıkulu sipahileri, 31 Aralık 1622′de Sultan II. Osman’m kan dâvası için tekrar ayaklandılar.

Sultan I. Mustafa, iyice ÅŸuurunu kaybetmiÅŸ; saray dairelerinin kapılarım vuruyor, Sultan Osman’ı arıyordu. Bayram tebrikinde padiÅŸahın yalnız ilmiye sınıfına ayaÄŸa kalkıp diÄŸer sınıfların tebrikini tahtında oturduÄŸu halde kabul etmesi kanun ve gelenekti. Sultan I. Mustafa’nın bütün gelenleri ayakta karşılaması ve oturmayı reddetmesi de deliliÄŸini göstermektedir.         

1622 yılının son günleri yaklaşırken Abaza ihtilâli de Anadolu’da gerçek bir yaygınlık kazanmıştı. Divân, PaÅŸa’yı Sivas’a tayin ettiÄŸini, derhal Erzurum’u bırakıp Sivas’a gitmesini bildirmiÅŸ, Erzurum’a eski Diyarbakır beylerbeyisi Mustafa PaÅŸa’yı yollamak istemiÅŸti. Fakat Abaza PaÅŸa 17 Kasımda Erzurum’dan çıkmak niyetinde olmadığını ve Mustafa PaÅŸa’yı ÅŸehre kabul etmeyeceÄŸini bildirdi. 23 Aralık!ta yeniçeriler, tehlikenin nereden geldiÄŸini anlayıp toplu halde Dîvân’a gittiler ve Abaza iÅŸinin halledilmesini istediler.

Bunun üzerine Valide Sultan, Abaza’nın Erzurum’dan azledildiÄŸini bildirdi. Bu kararın uygulanması, yani Abaza’nın Erzurum’dan atılması gerekiyordu. 2 Ocak 1623′de Sipahiler topluca Divân-ı Hümâyûn önüne geldiler. Bu sırada I. Mustafa!dan bir hatt-ı hümâyûn geldi. Asîlere okunan bu hatt-ı hümâyûnda “Sultan Osman’ı ben kati olsun demedim. Davud PaÅŸa öldürdü, katilleri kim ise haklarından gelinip katlolunsun.” deniliyordu. Hattın ayaklanmadan korkan Valide Sultan tarafından yazdırıldığı veya bazı saray mensupları tarafından yazdırtıldığı ve Sultan I. Mustafa’nın haberi bile olmadığı kesindir. Hattın okunması üzerine sipahiler, katilleri aramaya baÅŸladılar. AkÅŸama doÄŸru, Sultan Osman’ın katillerinden Cebecibaşı Kara Mezak ÇavuÅŸ ele geçirildi ve öldürüldü.

7 Ocakta toplanan Divân-ı Hümâyûn Davud PaÅŸa’nın idamı için karar verdi.

Halk, padiÅŸah katili diye andığı Davud PaÅŸa’nın Yedikule yolundaki çeÅŸmede idamını istiyordu. Yedikule’ye giderken Sultan Osman’ın susayıp bu çeÅŸmeden bir tas su içmesi, halk üzerinde unutulmaz bir intiba bırakmıştı. ÇeÅŸme başına getirilen padiÅŸah katili ise ceplerinden Sultan I. Mustafa’nın hatt-ı hümâyûnu, Rumeli ve Anadolu kazaskerinin fetvalarını çıkanp, bunların hükmünü icra etmekten baÅŸka bir suç iÅŸlemediÄŸini söylüyordu. ÇeÅŸme önünde büyük bir kavga baÅŸladı ve Davud PaÅŸa ata bindirilip Orta Camii’ne götürüldü. 8 Ocak günü Davud PaÅŸa boÄŸduruldu. Böylece padiÅŸahın hattı ve Divân’-in emri icra edilmedi.

Gürcü Mehmet PaÅŸa’nın sadareti, 5 Åžubat 1623′e kadar sürdü. Mehmet PaÅŸa’yı düşürmek için yalnız Valide Sultan deÄŸil eski sadrazam Mere Hüseyin PaÅŸa da çalışıyordu, ikisi de yeniçeri ve sipahilere büyük rüşvetler dağıttılar. 5 Åžubat günü Divân toplantısından çıkan Mehmet PaÅŸa, Kapıkulu zorbalarının aleyhte toplanmaları ve tahrik edici sözleri üzerine ,sarayına gitmekten vazgeçti. Derhal Saraya gidip mühr-i hümâyûnu Valide Sultan’a vererek istifa etti. Bunun üzerine zorbalar ÅŸefleri Mere Hüseyin PaÅŸa’yı seçtiler.

13 Martta Erzurum’dan gelen bir haberci ihtilâlin kuvvetlendiÄŸini Divân önünde anlattı. Abaza Mehmet PaÅŸa vergileri kendi hesabına topluyordu. 15.000 kiÅŸilik bir ordusu vardı. MaraÅŸ beylerbeyisi Yusuf PaÅŸa ile Sivas beylerbeyisi müstakbel sadrazam Tayyar Mehmet PaÅŸa ve daha birçok beylerbeyi ve sancak beyi İstanbul’dan deÄŸil, Erzurum’dan emir alıyorlardı. Abaza PaÅŸa, Erzurum’dan Ankara’ya gelmiÅŸ, katılan beylerbeyilerle beraber kuvveti 40.000 kiÅŸiyi bulmuÅŸtu. Ankara Kalesi Abaza’ya . mukavemet etmiÅŸ, bunun üzerine Abaza, Bursa’ya ve oradan baharı beklemek üzere NiÄŸde’ye çekilmiÅŸti.

30 AÄŸustos 1623′te Mere Hüseyin PaÅŸa iktidardan düştü. PaÅŸa, herkesin nefretini kazanmıştı. Fatih Camii’nde ÅŸeyhülislam Yahya Efendi’nin de katılmasıyla toplanan ulemâ ÅŸimdiye kadar bir kadıya dayak atılmasının görülüp iÅŸitilmemiÅŸ bir ÅŸey olduÄŸunda birleÅŸti ve Mere’nin katli vâcib olduÄŸuna dair fetva imzaladı. Mere’den rüşvet alan yeniçeriler, Fatih Camii’ne geldiler. Ulemâ’ya dağılmalarını ihtar ettiler. Ulemâ bu ihtara kulak asmadı. Bunun üzerine yeniçeriler ulemâyı zorla camiden çıkardılar. Olay sırasında ilmiyeden birkaç kiÅŸi yaralandı ve öldü. Zorla camiden çıkartmak hadisesi de ÅŸimdiye kadar Osmanlı tarihinde görülmemiÅŸti. Bunun üzerine Abaza Mehmet PaÅŸa’yı desteklemeye karar veren ulemâ Mere’ye ve yeniçerilere karşı ÅŸiddetli bir muhalefete giriÅŸti. Fâtih Camii olayından çok müteessir olan halk, ilmiye sınıfını tutuyordu. Mere, muhaliflerini sokakta öldürtüp denize attırmak gibi hareketlerle muhalefeti korkutacağını sanıyordu. Ulemâ nın ileri gelenlerinden birkaç kiÅŸiyi de sürmüştü. Sipahiler de muhalifler arasındaydı ve soygun furyasında yeniçerilerden daha az pay almış olmaktan dolayı müteessirdiler. Mere, yeniçerilere sipahileri kanlı bir ÅŸekilde sindirmek için yeniden mansıplar, rüşvetler dağıttı. Ancak sadrazamın niyetini öğrenen sipahiler, ayaklandılar. Yeniçeri kethüdası Lâdikli Bayram AÄŸa yeniçeri subaylarını topladı. Sipahilerle kanlı bir olay çıkardıkları takdirde bütün kuvvetlerin yeniçerilere karşı vaziyet alacağını söyledi. Bunun üzerine yeniçeriler sipahilerle kavgadan vazgeçerek sadrazamın deÄŸiÅŸtirilmesi için onlar, ulemâ ve bütün halkla iÅŸbirliÄŸi yapmaya karar verdiler. Mere’nin dağıttığı rüşvetler boÅŸa gitti. Bundan sonra Mere Hüseyin PaÅŸa, mühr-i hümâyûnu Valide Sultan’a göndererek istifa etti.

Ispartalı KemankeÅŸ Kara Ali PaÅŸa sadrazam oldu. Ali PaÅŸa, Sultan I. Mustafa’yı tahttan indirmenin zamanı geldiÄŸi hususunda ulemâ ve halkla aynı fikirdeydi. Eski sadrazamlardan Damad Halil ve Gürcü Mehmet paÅŸalar bu iÅŸ için Ali PaÅŸa’yı teÅŸvik ediyorlar, tahta çıkacak olan Veliaht Murat’ın annesi Kösem Mâhpeyker Haseki de el altından büyük faaliyet gösteriyordu. Yeni sadrazam Ali PaÅŸa, 11 günlük bir müzakere ve çalışmadan sonra, Sultan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi için herkesle mutabık kaldı. Bu suretle I. Mustafa’nın 2. saltanatı da sona erdi. IV. Murat’ın saltanatının sonunda doÄŸru eceliyle ölüp Ayasofya avlusuna gömüldü.

2.Murat

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanından altıncı padiÅŸah,  I. Mehmet (Çelebi)’nin oÄŸlu. Amasya’da doÄŸdu. II. Murat tahta çıktığı zaman  (1421) imparatorluÄŸun iç durumu son derece karışık ve huzursuzdu. Genç hükümdar, önce Bizans tarafından salıverilen, amcası Sultan Mustafa ile uÄŸraÅŸmak zorunda kaldı. Bursa üzerine yürüyen amcasını yendi. Sultan Mustafa öldürüldü, îki ay dört gün devem eden Bizans kuÅŸatması yapıldı (1422). Bizanslılar, İznik’te Åžehzade Küçük Mustafa’nın ayaklanması sayesinde kurtuldular. II.Murat, 13 yaşındaki kardeÅŸinin ayaklanmasını da bastırdı.

Aydın ve MenteÅŸe beyliklerine son veren II. Murat, Karaman’la yeniden baÅŸlayan bir savaÅŸa girdi, savaşı kazandı.

1425 tarihinde Venedik Savaşı baÅŸladı. Almanya ile Macaristan da Venedik’in yanında Osmanlılara karşı savaÅŸa girdi. II. Murat, Selanik’i fethetti (13 Mart 1430). Osmanlılar, üç büyük Avrupa devletine karşı savaşırken, KaramanoÄŸlu İbrahim Bey Osmanlıları arkadan vurdu. II. Murat o sırada Tuna’nın kuzeyinde savaşıyordu. Karamanlılar, Hamid İli’ne (Isparta) girdiler.

II. Murat, Belgrat’ı kuşattı (1439). Bu kaleyi Macarlardan alamadı. Ancak Bosna, Osmanlı hâkimiyetine girdi.            

YanoÅŸ’a İbrahim Bey, Osmanlıların elinde olan Rumeli’yi Macaristan’a teklif ederken, Beypazarı, AkÅŸehir, BeyÅŸehir, Seyitgazi, Bolvadin gibi Osmanlı kasabalarını yaÄŸmalıyordu.

II. Murat Segedin AntlaÅŸması’nı imzalayarak Macaristan’la sulh yaptı (12 Temmuz 1444). Aynı günlerde KaramanoÄŸlu ile de sulh yaptıktan sonra AÄŸustos ayı içinde tahttan çekildi. Tahta II. Mehmet (Fatih) çıktı. Çocuk yaÅŸta bir hükümdarın tahta çıkması, Avrupa’yı ümide düşürdü. Osmanlılara karşı beÅŸinci bir Haçlı seferi hazırlıklarına baÅŸlanıldı.

Kardinal Cesarini, Macaristan ve Polonya kralı Wladislaw’ın Segedin AntlaÅŸması’nda etmiÅŸ olduÄŸu yeminin “dinsiz Osmanlılara karşı” bir hükmü olmayacağını söyledi ve Papa adına kralın yeminini resmen bozdu. Macaristan ve Polonya’dan baÅŸka Almanya, Fransa ve Venedik, Osmanlılara karşı birleÅŸtiler. Osmanlı hakimiyetinde bulunan Eflâk PrensliÄŸi, Bosna Krallığı ve Dubrovnik Cumhuriyeti de ayaklandılar ve Haçlıların safında yer aldılar. Bu ÅŸekilde 100.000 kiÅŸilik bir ordu meydana getirdiler.

Haçlılar, Varna’ya, Karadeniz’e doÄŸru Osmanlı topraklarında ilerlemeye baÅŸladılar.

Edirne’de toplanan saltanat şûrası, Sultan II. Murat’ın yeniden tahta geçmesi için Manisa’dan çağırılmasına karar verdi. Bu karar, Çandarlı Halil PaÅŸa tarafından II. Mehmet’e bildirildi..

Sultan II. Murat, ilk daveti reddetti. OÄŸlunun otoritesini kırmak istemiyordu. Ancak II. Mehmet’in: “EÄŸer padiÅŸah biz isek size emrediyoruz, gelip ordumuzun başına geçin; yok siz iseniz, gelip devletinizi müdafaa edin” ÅŸeklindeki mektubu üzerine, Manisa’dan Edirne’ye hareket etti. OÄŸlunu tahttan indirmedi. BaÅŸkumandan sıfatıyla ordunun başına geçmekle yetindi.

II. Murat, 40.000 kiÅŸilik seçkin bir orduyla Balkan daÄŸlarını aÅŸarak Tuna’ya yaklaÅŸmaya baÅŸladı. II. Murat, Haçlıları karşılamaya hazırlanıyordu. Osmanlı ordusunun önünde giden bir sipahinin mızrağının ucuna Segedin AntlaÅŸması geçirilmiÅŸti.İki ordu, Varna yakınlarında karşılaÅŸtı (10 Kasım 1444). Üstünlüğü Osmanlılara kaptırmak istemeyen Hunyadi YanoÅŸ, derhal Osmanlı saÄŸ kanadına saldırıya geçti. Osmanlı saÄŸ kanadı sarsıldı, çekildi ve bozuldu; fakat zayiat vermedi. SaÄŸ kanadın çekildiÄŸini gören Hunyadi, sol kanada yüklendi. Bu anda Sultan II. Murat’ın çevresindeki komutanlar telaÅŸa kapılmışlardı. Hükümdara geri çekilmeyi tavsiye ettiler. II. Murat, ne geri çekildi, ne taarruz etti. Yerinde kaldı. Sol kanadın hafifçe geri çekilmesini emretti. Bunu gören ve artık zaferi kazandığını sanan düşman, çılgın bir sevinçle Osmanlı merkezindeki birliklere çarptı. Haçlılar, artık Hunyadi’nin hâkim olamadığı bir kargaÅŸalık ve kızgınlıkla Osmanlı birlikleri arasına giriyorlardı. Savaşın en kızışmış anındı Sultan Murat, kanatların düşmanı çevirmesini emretti. Çembere alındığını fark edemeyen Haçlılar, hızla imha ediliyorlardı. Durumu çok geç anlayan Kral Wladislaw, müdahale etmek istedi, bizzat vuruÅŸmaya katıldı. Fakat kralın ÅŸahsını korumakla görevli 50 şövalyeyi öldüren Osmanlılar, Haçlı baÅŸkomutanına yaklaÅŸtılar. TimurtaÅŸ adında bir Osmanlı askeri, kralın atının ayağına balta savurdu; Koca Karaca AÄŸa da kralın başını kesti. Hunyadi, bozgunu durduramayacağım anlayınca, küçük bir müfreze ile kaçtı. Kaçan birkaç yüz kiÅŸiden baÅŸka tüm Haçlılar yok edildi. Bu savaÅŸta, Osmanlı ÅŸehitlerinin sayısı 150 kiÅŸi idi. Düşman ordusundan 80-90 bin kiÅŸi esir alınmış, kalanı da öldürülmüştü.

Varna; Macaristan ve Polonya için büyük bir darbe oldu. Macaristan kralı, Polonya kralı, Bohemya kralı ve Litvanya büyük dukası olan Wladislaw’ın öldürülmesi, büyük bir buhrana sebep oldu. Macaristan- Bohemya ile Polonya- Litvanya, bir daha birleÅŸmemek üzere ayrıldı.

Varna zaferinden sonra Sultan II. Murat, ordunun isteÄŸi üzerine tekrar tahta geçti. OÄŸlu Sultan II. Mehmet, Manisa Sancak BeyliÄŸi’ne döndü.

Sultan Murat, 1439-1440′da ilk Mora seferini yaptı. Bu ülkeye 1446 yılında ikinci bir sefer düzenledi. Atina’ya geldi. Oradan Korintos’a yürüyerek kaleyi aldı (10 Aralık 1446). Mora’nın merkezi Patras’ı ele geçirdi. Ertesi yıl Arnavutluk seferine çıktı. Bu sefere, oÄŸlu II. Mehmet de katılmıştı.

Varna zaferinden on yıl sonra Haçlılar, ÅŸanslarını yeniden denemek istediler. Hunyadi YanoÅŸ, Haçlı ordusunun başına geçti. Bu defaki Haçlılar ordusuna Macaristan, Almanya, Polonya, Sicilya, Moldavya ile yeniden ayaklanan Eflâk katıldı. 100.000 asker toplandı. KaramanoÄŸlu İbrahim Bey’in gönderdiÄŸi alayla birlikte Sultan II. Murat, düşmanla Kosova’da karşılaÅŸtı. Yanında, oÄŸlu II. Mehmet de bulunuyordu.

Savaş;17, 18 ve 19 Ekim (1448) günlerinde üç gün, üç gece devam etti. Bu savaşta Macar alayları, Osmanlılarınkine yakın bir cesaretle dövüşüyorlardı. Ancak, ikinci günün sonunda yorulan, saldırı kabiliyetini kaybeden ve ağır zâyiât veren düşman, üçüncü sabah başlarken, 17.000 ölü ve on binlerce esir veren Haçlı ordusu, dağıldı.

İkinci Kosova Savaşı, Avrupa’nın, Osmanlıları Balkanlar’dan sürüp atmak için yaptığı sonuncu teÅŸebbüs oldu.

II. Murat, 3 Åžubat 1451 günü sabah vakti Edirne Sarayı’nda vefat etti. Türbesi, Bursa’da Muradiye Camii bitiÅŸiÄŸindedir.

Sultan Murat, bilgin,şair ve musikişinastı. Sanat ve ilmi tam olarak korudu. Oğlu zamanında gelişen rönesansın gerçek koruyucusu oldu.

3.Murat

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan onikinci padiÅŸah. Babası II. Sultan Selim, annesi Nûr Banû Sultan’dır. Manisa’da doÄŸdu. 1574′te babasının ölümü üzerine tahta çıktı. Sadrazam Sokullu Mehmet PaÅŸa’yı yerinde bıraktı. Sokullu III. Murat’ın kızkardeÅŸi ile evli bulunduÄŸu için padiÅŸahın eniÅŸtesi oluyordu.
9 Mart 1576′da Fas Arap İmparatorluÄŸu kesin ÅŸekilde Osmanlı himayesine girdi. Bu suretle Fas’taki saltanat mücadelesinden faydalanan Osmanlılar, bu ülkeyi tabiiyet altına alarak Atlas Okyanusu’na dayandılar. Bu dönemde Ramazan PaÅŸa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Portekiz- İspanyol kuvvetlerini birkaç saat içinde yok ettiler. Ülkeye Hıristiyanları çağıran ve onlarla iÅŸbirliÄŸi yapan III. Muhammed’i Ramazan PaÅŸa muharebe meydanında derhal öldürttü. Atlantik kıyısında baÅŸka bir Portekiz donanmasıyla karşılaÅŸan Ramazan PaÅŸa, bu fırsatı kaçırmadı. Sinan Reis’in kumandasındaki Türk donanmasına saldırı emrini verdi. Sinan Reis düşman donanmasını yenilgiye uÄŸrattı; birçok Portekiz kadırgası batırıldı ve binlerce kiÅŸi öldürüldü.
Fas’ın Osmanlı tabiiyetine girmesi, İspanya için bîr hezimet ve Portekiz Devleti için bir son teÅŸkil etti.
Atlantik siyaseti bu ÅŸekilde Osmanlı zaferiyle kapanırken, Orta ve DoÄŸu Avrupa’da Osmanlılar Almanya’nın aleyhine büyük kazançlar elde ettiler. Bu kazanç, Polonya’nın Osmanlı himayesine girmesi oldu.
III. Murat devrinde Osmanlı-Venedik münasebetleri oldukça iyiydi. Birkaç defa münasebetler gerginleşti ise de savaş olmadı.
III. Murat devrinde en önemli savaÅŸ Osmanlı-İran savaşıdır. 5 Nisan 1578′de İran’a savaÅŸ açıldı. 9 AÄŸustos 1578′de ÖzdemiroÄŸlu Osman PaÅŸa Çıldır Savaşı’nı kazandı. 24 AÄŸustosta Kafkasya’nın en büyük ÅŸehri olan Tiflis fethedildi. 9 Eylülde Osman PaÅŸa, Safevîleri bu defa Koyungeçidi Meydan Savaşı’nda bozdu. Bu zafer de Osmanlılara Åžirvan’ı kazandırdı.
ÖzdemiroÄŸlu Osman PaÅŸa’nın zaferleri, 11 Kasım 1578′de Birinci Semahı ve 27 Kasım 1578′de İkinci Åžemanı meydan savaÅŸları ile devam etti.11 Mayıs 1583′te Safevîlere karşı MeÅŸaleler Zaferi kazanıldı. 15 AÄŸustosta Revan fethedildi. Bütün Kafkasya’yı ele geçiren ve Hazar Denizi’nin batı kıyılarına sahip olan ÖzdemiroÄŸlu, 22 Eylül 1585′te Tebriz’i fethederek Güney Azerbaycan’ı da aldı. Bu zaferler sonucunda Tebriz Osmanlı idaresine geçti. Kafkasya ve Batı İran’da yeni eyaletler kuruldu. 29-30 Ekim 1585 gece yarısı ÖzdemiroÄŸlu Osman PaÅŸa Tebriz yakınlarında öldü.
21 Mart 1590 İstanbul Antlaşması, 12 yıldan beri devam eden Osmanlı- İran savaşına son verdi. İstanbul Antlaşması Osmanlıların bütün fetihlerini tanıyordu.
Bu devrin en önemli iç olaylarından biri 12 Ekim 1579′da Sadrazam Sokullu Mehmet PaÅŸa’nın öldürülmesidir. Sokullu bir divan toplantısından çıkarken muhalifleri tarafından hançerlendi. Yerine sırasıyla Damad Ahmet PaÅŸa, Lala Kara Mustafa PaÅŸa ve Koca Sinan PaÅŸa sadrazam oldular. Bunların yerini de sırasıyla Damad SiyavuÅŸ, özdemiroÄŸlu Osman, Mesih, tekrar SiyavuÅŸ paÅŸalar aldı. Daha sonra
III. Murat tekrar Sinan, Ferhad, 3. defa Siyavuş, 3. defa Sinan paşalar sadrazam oldu. III. Murat’ın ölümünde Sinan Paşa 3. defa olarak sadareti işgal ediyordu.
III. Sultan Murat 15-16 Ocak 1595 gecesi öldü. 2 Osmanlıca, birer Arapça ve Farsça divan ile tasavvuf üzerine bir eser bıraktı. Şiirlerinde Muradı mahlasını kullanırdı. Cenazesi Ayasofya avlusundaki türbesine gömüldü.

4.Murat

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan onyedinci padiÅŸah. Babası Sultan I. Ahmet, annesi Kösem Mahpeyker Sultan’dır. İstanbul’da İstavroz has bahçesi köşkünde doÄŸdu. Sultan IV. Murat, annesi Kösem Mahpeyker Sultan’ın saltanat naibeliÄŸi altında, 10 Eylül 1623 günü, amcası I. Mustafa’nın yerine, Osmanlı tahtına çıktı. Kısa bir süre sonra, 12 Aralık 1624′te Osmanlı-İran savaşı baÅŸladı. 3 Nisan 1624′te de sadrazam KemankeÅŸ Kara Ali PaÅŸa idam edildi ve yerine ÇerkeÅŸ Mehmet PaÅŸa, sadrazam oldu. 28 Mayısta Üsküdar’da ordugahına geçen ÇerkeÅŸ Mehmet PaÅŸa, 17 Haziranda Üsküdar’dan hareket etti. Önce Abaza’nın ayaklanmasını bastıracak, sonra BaÄŸdat’ı Safevîlerden geri alacaktı. Bu iÅŸlerin ikisini de baÅŸaramadı.

Bunun üzerine Kösem Valide Sultan, mührü Damad Müezzinzâde Hafız Ahmet PaÅŸa’ya verdi (8 Åžubat 1625).

1625 ve 1626 yılları, İran savaÅŸlarıyla geçti. Bizzat Safevi ordusuna kumanda eden Åžah Abbâs’a karşı Hafız Ahmet PaÅŸa baÅŸarılı olamadı. BaÄŸdat kuÅŸatmasını kaldırmaya mecbur oldu. Bunun üzerine 1 Aralık 1626′da azledildi.

Damad Halil PaÅŸa tekrar sadarete getirildi. Halil PaÅŸa’ya, yeniden ortaya çıkan Abaza meselesini halletmek görevi verildi.

Halil PaÅŸa, 12 Eylül 1627′de Erzurum önlerine geldi. Abaza kaleye kapandı. 15 Ekimden 25 Kasıma kadar 41 gün Erzurum Kalesi’ni kuÅŸatan Halil PaÅŸa, kaleyi düşüremedi. Muhasarayı kaldırtan sadrazam, 24 günde Erzurum’dan Tokat’a geldi. Ordu, Tokat’ta kışlayacaktı. Ancak, Tokat’a geldikten sonra Halil PaÅŸa, Abaza meselesini halletmediÄŸinden dolayı azledildi.

Genç Hüsrev PaÅŸa, sadrazam ve serdar-ı ekrem oldu. Yeni sadrazam Hüsrev PaÅŸa 6 Eylül 1628′de Erzurum Kalesi’ni kuÅŸattı. Kandırılan Abazalar sadrazamın ordusuna katılmaya baÅŸladılar. Abaza Mehmet PaÅŸa için, ümit yolları kapandı. Ancak 14 gün muhasaraya dayanabildi. 22 Eylülde affedilip, İstanbul’a gönderilmesi ÅŸartıyla teslim olacağını bildirdi. Hüsrev PaÅŸa, teslim ÅŸartlarını kabul etti. Bu suretle 6 yıl devam eden Abaza meselesi sona erdi.

IV. Murat Abaza Mehmet Paşa’yı Bosna beylerbeyi yaptı.

Hüsrev PaÅŸa, 9 Temmuz 1629′da Orduyu Hümâyûn ile Üsküdar’dan İran seferine hareket etti. Hüsrev PaÅŸa, BaÄŸdat’ı alamadı. Bunun üzerine 25 Ekim 1631′de azledildi. Hafız Ahmet PaÅŸa, tekrar sadrazam oldu.10 Åžubat 1623′de İstanbul’da gösteriler baÅŸladı. Devlet için küçük ölçüde bir gaile olan bu ihtilal, Hüsrev PaÅŸa’nın adamlarından Damad vezir Topal Recep PaÅŸa tarafından düzenlenmiÅŸti. Ayaklananların bahanesi, IV. Murat’ın Hüsrev PaÅŸa’nın katlini emretmiÅŸ olmasıydı; gayeleri ise padiÅŸahı yanlış yola sürüklediklerini iddia ettikleri 17 devlet adamının katli idi. IV. Murat’ın buna yanaÅŸmayacağını anlayan âsiler, 10 Åžubat günü saray kapılarına dayandılar ve padiÅŸahtan yüz yüze görüşme istediler. 19 yaşındaki IV. Murat âsilerin karşısına çıktı. “On yedi mû’teber erkân-ı devleti bize ver, pâreleyelim” diyen âsilerin tek tek söz söylemeyip baÄŸrıştıklarını gören IV. Murat, kızarak içeri girdi. Bunun üzerine zorbalar, Veliaht Süleyman’ın lehine nümayiÅŸ yaptılar.

Zorba başı olan Topal Recep PaÅŸa sadrazam oldu. Saklanmış olan ÅŸeyhülislâm Yahya Efendi’nin yerine Ahî-zâde Hüseyin Efendi meÅŸihat makamına geçti.

DiÄŸer taraftan Diyarbakır beylerbeyi Mustafa PaÅŸa, aldığı emirle Hüsrev PaÅŸa’nın sığındığı konağı topa tutturdu. Karşı koymayacağını anlayan Hüsrev PaÅŸa teslim oldu. KonaÄŸa gelen cellâtlar tarafından başı kesildi. Kesik baÅŸ, 11 Mart 1632 günü İstanbul’a getirilip sarayın önünde teÅŸhir olundu.

Bu arada sadarete getirilen Damad Topal Recep Paşa 18 Mayıs 1632 sabahı IV. Murat’ın emriyle öldürüldü. Tabamyassı Mehmet Paşa sadrazam oldu. Ancak zorbalar, tamamen sinmediler. 21 gün sonra, padişahın ellerine geçmiş olan devlet idaresini ondan almak için yeni bir teşebbüste daha bulundular.

Zorbalar, 8 Haziran sabahı Atmeydanı’nda toplandılar. Ele geçirdikleri görevlerin beratlarını istiyorlardı. Bunun üzerine IV. Murat, Divân’ı ve ulemâyı fevkalâde bir toplantıya çağırdı. Yeniçeri ve sipahi aÄŸalarını çağırttı. Emirlerinden kılpayı dışarı çıkmayacaklarına Kur’ân üzerine yemin ettirdi. Bu yemini zabta geçirtip imzalattı. AÄŸalar, içlerinde ki zorbaları teslim edeceklerini ve aralarında barındırmayacaklarını yeminle teyit ettiler.

IV. Murat’ın gerçek saltanatı bundan sonra baÅŸlar. Bugüne kadar geçen müddet, Kösem Mâhpeyker Valide- Sultan’ın nâibeliÄŸi ve gerçekte zorbaların iktidarıyla geçmiÅŸti. IV. Murat devlet idaresini tam manasıyla eline aldı. Annesini devlet iÅŸlerinden uzaklaÅŸtırdı. Saray’daki dairesinden dışarı çıkartmadığı gibi, en küçük siyasî iÅŸlerle uÄŸraÅŸmaktan da men etti.

2 Eylül 1633′te çıkan yangın, İstanbul ÅŸehrinin gördüğü en büyük felâketlerden biridir. Cibâli’den çıkan yangın hızla yayıldı. 24 saat içinde, Marmara ile Haliç ve surlar arasında kalan asıl İstanbul’un beÅŸte biri yandı. 20.000 ev, birçok konak, medrese, cami mahvoldu. IV. Murat yangına sebep olduÄŸu bahanesiyle bütün kahvehaneleri kapattığı gibi, evlerde dahi tütün içilmesini yasak etti. Bu arada sadrazam Tabamyassı Mehmet PaÅŸa serdar tayin edilerek İran seferine memur edildi. Ayrıca Lehistan’ı vecibelerini yerine getirmeye mecbur etmek için, Bosna beylerbeyisi Abaza Mehmet PaÅŸa’ya Leh Topraklarına girmesi emredildi. Vidin’e gelen paÅŸa, burada kendisini bekleyen Kırım, Eflâk ve BoÄŸdan birliklerini de beraber alarak Lehistan’a girdi. Büyük ölçüde esir ve ganimet alıp İstanbul’a gönderdi. İstanbul’a gelen Lehistan elçisi Trzebinski, sulh istedi. Yıllık vergi ödemek ve Dinyester (Turla) üzerindeki Leh kaleleri yıkılmak ÅŸartıyla Divân, sulh isteÄŸini kabul etti. Ancak VarÅŸova, bu defa da taahhütlerini yerine getirmedi. Bunun üzerine Lehistan’a savaÅŸ açıldı. 8 Nisan 1634 günü IV. Murat, Davud PaÅŸa ordugâhına geçti. 15 Nisanda da hareket etti. 27 Nisanda Edirne’ye geldi. Ancak Lehistan’ın sulh istemesi üzerine sefer yanda kaldı. Edirne’den İstanbul’a gelen IV. Murat, 5 AÄŸustos 1634′te içki yasağı koydu. Kahvehanelerden sonra meyhaneler de kapatıldı, hatta yıktırıldı.

28 Mart 1635′te IV. Murad ilk İran seferine çıktı. Bu sırada sadrazam Mehmet PaÅŸa, Erzurum’da padiÅŸahı bekliyordu. Orduda sadrazama ait görevleri vekâleten vezir Murtaza PaÅŸa yerine getiriyordu. Ancak IV. Murat bu sıralarda 4 kardeÅŸinden ikisinin hayatına kasdetmeye karar vermiÅŸti. Veliaht-Åžehzâde Süleyman’la Åžehzade Bayezid’in idamları için İstanbul’a emir yollandı.

IV. Murat’ın irâdesi İstanbul’da 26 AÄŸustos 1635 günü yerine getirildi. Bu sırada Revan’ı ele geçiren Osmanlı kuvvetleri dönüş yolundaydı.

2 Åžubat 1637′de sadrâzam Tabanıyassı Mehmet PaÅŸa azledildi ve Damad Bayram PaÅŸa sadarete geçti.

26 AÄŸustos 1638′de sadrazam Damad Bayram PaÅŸa’nın ölümü üzerine Musul beylerbeyisi  vezir Tayyar PaÅŸa, sadrazam oldu.

IV. Murat, ikinci İran seferine bu dönemde çıktı. 1638 yılının Ekim ayında BaÄŸdat önlerine geldi ve BaÄŸdat kuÅŸatmasına baÅŸladı. KuÅŸatmanın ÅŸiddetli bir anında sadrazam Tayyar Mehmet PaÅŸa, ÅŸehit oldu (23 Aralık 1638). Kapdan-ı derya vezir KemankeÅŸ Kara Mustafa PaÅŸa, sadrazam oldu. 25 Aralık 1638′de BaÄŸdad fethedildi.

IV. Murat 12 Haziran 1639′da İstanbul’a döndü. Sadrazam Kara Mustafa PaÅŸa, serdâr-ı ekrem sıfatıyla bir müddet daha İran cephesinde kaldı. İran ile Kasr-ı Åžirin AntlaÅŸması yapılınca 5 Ocak 1640′ta o da İstanbul’a döndü.

16 Temmuz 1639′da Osmanlı Devleti ile Venedik arasında İstanbul AntlaÅŸması yapıldı.

Sultan IV. Murat’ın bütün imparatorlukta yasak ettiği içkiye ve sefahate düşkün olması, vücudunu yıpratmıştı. Tutulduğu hastalığı gittikçe ağırlaşan IV. Murat, 8 Şubat 1640 tarihinde öldü.

1.Murat Dühavendigar

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan üçüncü padiÅŸah. Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun’dur. 1362′de tahta çıktı. I. Murat, Rumeli fethinin, aÄŸabeyi Süleyman PaÅŸa’dan sonra ikinci kahramanı idi. AÄŸabeyinin yanında birinci sınıf bir kumandan olarak yetiÅŸmiÅŸti. Ankara’nın yeniden fethinden sonra I. Murat hükümdar olmak isteyen kardeÅŸleri İbrahim ve Halil beylerle kısa bir mücadeleden sonra yenmiÅŸ ve öldürtmüştür. Edirne Osmanlılar için önemli bir ÅŸehirdi ve Bizans idâresindeydi; fakat halk bu idareden memnun olmadığı gibi, Bizans da ÅŸehri savunabilecek kudrete sahip deÄŸildi. Sultan I. Murat, Ankara’dan Rumeli’ye geçtiÄŸi zaman beraberinde getirdiÄŸi büyük birliklerle Edirne’yi kolayca fethetmeyi düşünüyordu. Sonuçta da böyle oldu.

Daha 1345′de Edirne’de önemli bir halk ihtilâli olmuÅŸ, ÅŸehrin ileri gelenleri kılıçtan geçirilmiÅŸti. Halkın memnuniyetsizliÄŸi yanında düzeni saÄŸlayan Osmanlı idaresine kucak açacakları muhakkaktı. Edirne, 1362 Temmuzunda fethedilmiÅŸtir. Türk idaresinde gittikçe büyüyen Edirne, İstanbul’un fethinden sonra bile devletin ikinci taht ÅŸehri sayılmakta devam etmiÅŸtir. İstanbul’un fethine kadar padiÅŸahlar bazen Bursa yerine Edirne’de oturmayı tercih etmiÅŸlerdir.

Gene bu arada Bizans’ın eline geçmiÅŸ olan Malkara, KeÅŸan ve İpsala, Gazi Evranos Bey tarafından alınmıştır. Hacı İlbey ise Enez Körfezi üzerinde ve Meric’in batısında bulunan DedeaÄŸaç Umanını fethettikten sonra kuzeye doÄŸru Meric’i takip ederek Dimetoka’yı açmıştır. Kırklareli de alındıktan sonra, Babaeski, Narhisar arasında Sazlıdere mevkiinde müttefik Bizans-Bulgar ordusunu bozan Osmanlılar, Edirne’ye girmiÅŸlerdir.

Bir müddet Edirne’de kalan Sultan Murat, Lala Åžahin PaÅŸa’yı Rumeli Beylerbeyi olarak orada bıraktı. Kendisi Dimetoka’ya geldi ve burada bir cami ve saray yaptırdı. Lala Åžahin PaÅŸa’ya Güney Bulgaristan’ın, Evranos Bey’e Batı Trakya’nın fethi emrini verdi. 1363′de Eski ZaÄŸra ve Filibe fethedildi. Bu suretle Rodop ve Balkan daÄŸları arasındaki DoÄŸu Rumeli’nin en önemli kısmı, Osmanlı İmparatorluÄŸu’na katıldı. Aynı yıl Evranos Bey, Batı Trakya’da Gümülcine’yi aldı. Tamamen çevrilen Bizans, Sultan Murat’la yaptığı antlaÅŸma ile bir çeÅŸit Osmanlı himayesini kabul etmek zorunda kaldı.

1364 Osmanlı-Bizans antlaÅŸması, Bizans’ın Osmanlıları girdikleri yerlerden çıkarma ümidine de son veriyordu.

Osmanlıları Balkanlar’da durduracak tek kuvvet, kudretli Macaristan Krallığı olabilirdi. Orta Avrupa ve Balkanlar’da birçok ülkeye hâkim olan Macarlar ise, zorla Katolik mezhebini büyük çoÄŸunluÄŸu Ortodoks olan Balkanlar’a sokmak istedikleri için, Balkan kavimleri tarafından hoÅŸ görülmüyorlardı. Osmanlılara hayran olan ve yüzyıllardan beri hasret kaldıkları ideal bir idareye kavuÅŸan Balkanlar’ı bu idareye karşı ayaklandırmak mümkün olamazdı.

Papa’nın teÅŸvikiyle Avrupa devletlerinin bir araya gelmesi ve Osmanlılara karşı I. Haçlı seferini düzenlemeleri artık mukadderdi. Çünkü Osmanlı fütuhatının istikameti belli olmuÅŸtu. Liderler Papa V. Urbanus, Macaristan kralı I. Lajos idi. Sırbistan kralı V. Orus, Bosna prensi I. Tvrtko, Eflâk (Romanya) prensi onun yanında idiler. Daha bir sürü prens Haçlı ordusuna katılmıştı. Haçlılar, hızla ilerleyip Edirne’nin kuzey-doÄŸusunda bugün Sırpsındığı adını taşıyan ilçenin güneyinde, Meriç kenarına kondular. Edirne’ye birkaç kilometrede idiler. Bu yeni fethedilen mühim Osmanlı ÅŸehri, kesin bir tehlike içindeydi. Sultan I. Murat, ordusu ile Bosna’da idi. Rumeli Beylerbeyi Lala Åžahin PaÅŸa’nın kuvvetleri mahduttu. Böylece büyük bir düşman ordusuna karşı ancak Sultan Murat’ın baÅŸkumandanlığındaki Osmanlı ordusu karşı çıkabilirdi. Sultan Murat’ın yetiÅŸmesi anına kadar düşmanın Edirne’yi alıp Gelibolu’ya inmesi ise, iÅŸten bile deÄŸildi.

Hacı İlbey’in 10.000 akıncı gazi - derviÅŸi vardı. Muvaffak olmadığı takdirde en büyük mesuliyetlere muhatap tutulacak olduÄŸunu bilen bu kumandan son derece cüretli bir harekete emir verdi .

1365′de Dalmaçya kıyılarının güneyindeki Dubrovnik Cumhuriyeti, Osmanlı himayesini kabul eden bir anlaÅŸma imzaladı. Yüzyıllarca Osmanlılar, yıllık vergi karşılığında bu devletçiÄŸin iÅŸlerine karışmadılar. Dubrovnik’in himaye altına alınmasıyla Osmanlılar, yeni bir denize, Adriyatik Denizi’ne dayanmış oluyorlardı.

Gümülcine’de oturan Gazi Evranos Bey, Sırpsındığı’ndan az sonra Serez’i aldı. Fakat henüz Drama ile Kavala, Bizanslılarda idi. Serez’in bir iki defa Osmanlılarla Bizanslılar arasında el deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olması muhtemeldir. Bu suretle 1364′ten itibaren Osmanlılar Makedonya’ya ayak bastılar.

Gene 1365′de Sultan I. Murat, Katalanlar’ın elinde bulunan Karabiga’yı, karadan ve denizden tazyik ederek aldı. Bu suretle bütün Batı Anadolu’da Hıristiyanların elinde AlaÅŸehir ile İzmir kalmış oluyordu.

Sultan I. Murat, 1366′dan itibaren büyük bir imar hareketine de giriÅŸti. Bilecik’te Sırpsındığı zaferine şükretmek üzere bir cami, YeniÅŸehir’de imaret, tekke, Bursa’da cami, imaret, medrese, kaplıca, han yaptırdı. Edirne’de saray, cami, medrese, imaret inÅŸa edildi.

1366′da İmparator V. İoannes Palaiologos’un dayısı olan Savoia kontu VI. Amadeus, 5 savaÅŸ gemisiyle Çanakkale BoÄŸazı’na girdi. Gelibolu’yu düşürdü. 9 ay sonra bu önemli ÅŸehir Bizans’a bırakıldı. Fakat bir müddet sonra yetiÅŸen Osmanlılar ÅŸehri geri aldılar.

1367′de TimurtaÅŸ PaÅŸa, Tunca üzerinde Yanbolu’yu, Lala Åžahin PaÅŸa ise Samakov’u Sultan I. Murat da 1368′de Hayrabolu’yu, 1369′da Kırklareli, Pınar-hisar, Vize’yi Bizanslılardan geri aldı. Buraları evvelce fethedilip bir ara Bizans tarafından iÅŸgal edilmiÅŸti. Trakya’nın fethi bitmiÅŸti. 1371′de Çatalca da Sultan I. Murat tarafından alındı.

1370′e doÄŸru merkezi Tırnova’da olan Bulgaristan krallığı, Osmanlılara baÄŸlılığını bildirdi. Kral ÅžiÅŸman’ın kız kardeÅŸi Prens Mariya, Sultan Murat’la evlendi. 1372′de Sultan Murat Çirmen zaferinden sonra Köstendil’i aldı ve bu suretle Sırbistan’a ayak basılmış oldu.

10 yılda Gelibolu’dan Sırbistan’a gelinmiÅŸ, Adriyatik Denizi’ne kadar nüfuz ve tesir sahası kurulmuÅŸtu. Avrupa, Osmanlılara karşı II. Haçlı seferini tertip ederek Sırp sındığı’ndan 7 yıl sonra talihini tekrar denemek istedi. Ancak, bu defa ki ordu Sırpsındığı’ndakinden daha azdı ve esas kuvvetleri Sırplar teÅŸkil ediyordu. SavaÅŸta baÅŸkumandan olan Sırbistan kralı VukaÅŸin ve kardeÅŸi öldürülmüş, Eflâk Prensi de kaçmıştı. Bunun üzerine Sırbistan’da hanedan deÄŸiÅŸmiÅŸtir.

Çirmen zaferinden faydalanan Türk akıncıları bir taraftan Adriya sahillerini, diÄŸer taraftan Yunanistan’a inerek Attika Yarımadası’nı taradılar. Bu suretle Osmanlı Devleti’nin tesir sahası hemen bütün Balkanlar’ı içine alan bir geniÅŸliÄŸe eriÅŸti. 1374′te Sırbistan, Osmanlılara, Bulgaristan ve Bizans gibi baÄŸlılığını bildirdi; vergi vermeyi de kabul etti. Nitekim 1372′de Çatalca’yı Sultan Murat’a bırakan ve iyice kuÅŸatılan Bizans, 1373 anlaÅŸmasında Osmanlı padiÅŸahına baÄŸlılığını bildiriyordu.

Bu sırada DoÄŸu-Roma İmparatorluÄŸu 30.000 km2′ye inmiÅŸti.

Makedonya fütuhatına veziriazam Çandalı Kara Halil PaÅŸa baÅŸkumandanlık ediyordu. Struma ile Vardar arası güneyde BeÅŸik Gölü’ne kadar, Selanik ile Halkidike Yarımadası müstesna olmak üzere fethedildi. Vardar da geçildi Vardar ile Vistrica arasında, baÅŸta Karaferye olmak üzere birçok yer açıldı. Bu suretle güney atıda Teselya, güney-doÄŸuda Epir, doÄŸuda Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluÄŸu’na sınır oluyordu.

Selanik’ten hareket eden Bizanslılar, Serez’i almak istedilerse de, muvaffak olamadılar. Gazi Evranos Bey, karargâhını Gümülcine’de, yani Batı-Trakya’dan Serez’e yani Güney Makedonya’ya nakletti. Kuzeyde de Sultan I. Murat Sofya’nın güney kıyısındaki Köstendil’i almıştı. Köstendil’de Bulgar prensi Konstantin saltanat sürüyordu. Sultan I. Murat, Prens Konstantin’in 3 kızından biriyle kendi evlenmiÅŸ, diÄŸer ikisini oÄŸulları Åžehzade Bayezid ile Åžehzade Yakub’a almıştı. Köstendil, Sırbistan’ın kapısı idi ve Osmanlı Devleti’ni tanıyan Sırp Krallığı’nı yakından kontrol için çok müsaitti.

1373 ve 1374 yıllarında Kuzey Makedonya, 1375′te Kosova’da mühim yerler fethedildi. 1376′da Kuzey Bulgaristan’da saltanat süren Bulgar kralı daha sıkı ÅŸartlarla Osmanlı Devleti’ne baÄŸlılığını bildirdi. Lala Åžahin PaÅŸa’dan sonra Gazi TimurtaÅŸ PaÅŸa, Rumeli beylerbeyi oldu ve fetihlere devam etti. 1383′te TimurtaÅŸ PaÅŸa Arnavutluk’un doÄŸu ve KaradaÄŸ’ın güney bölgelerinin fethiyle uÄŸraÅŸmaya baÅŸladı.

1375′de Sultan Murat, Güney Sırbistan’ın en mühim ÅŸehri olan NiÅŸ önüne geldi. 25 günlük bir kuÅŸatmadan sonra NiÅŸ TimurtaÅŸ PaÅŸazâde YahÅŸi Bey tarafından fethedildi.

1375′de HamidoÄŸlu İlyas Bey ölmüş, yerine Kemâleddin Hüseyin Bey geçmiÅŸti. Bu zat, Sultan Murat’ın tazyikiyle 80.000 altın karşılığında Hamid BeyliÄŸi’nin yarısından fazlasını Osmanlılara satmaya mecbur oldu. Sattığı yerler AkÅŸehir, BeyÅŸehir, SeydiÅŸehir, Yalvaç, ÅžarkikaraaÄŸaç, ve çevresi idi. Bu suretle Osmanlı toprakları, Karaman ve Germiyan devletlerini birbirinden ayırmakla ve Germiyan’ı Osmanlıların kucağına düşürmekle kalmıyor, OsmanoÄŸullarını Akdeniz sahillerine 70 km. mesafeye getiriyordu. Kuzeyden olduÄŸu gibi, bu sefer batıdan da KaramanoÄŸulları, Osmanlılar tarafından çevriliyordu.

1378′de ise Germiyan beyi Süleyman-Åžah Bey, Mevlâna’nın torunlarından olan kızı Devlet Hatun’u Sultan Murad’ın oÄŸlu Åžehzade Yıldırım Bayezid’e verdi ve gelinin çeyizi olarak Kütahya, TavÅŸanlı, Emer (EÄŸrigöz), Simav ve çevresini Osmanlılara bıraktı. Afyon ilinin en büyük kısmı da Osmanlı topraklarına katıldı. Süleyman Åžah, Kula’yı baÅŸÅŸehir yapıp bu kasabaya çekildi.

1382′de Gazi TimurtaÅŸ PaÅŸa, Manastır’ı fethetti. NiÅŸ ile Manastır bir ara Sırplar tarafından geri alındı; 1385′te Manastır, 1386′da NiÅŸ kesin ÅŸekilde fethedildi. 1385′de Arnavutluk’un kapısı olan Ohri fethedilmiÅŸ, Ohri Gölü çevresi açılmıştır. Sofya fâtihi, İnce Balaban Bey’dir ve 10 yıl Bursa ablukasını idâre eden Osman Gazi’nin yoldaÅŸlarından Balaban Bey’in oÄŸludur. Sofya, Rumeli beylerbeyliÄŸine merkez olmuÅŸtur.

1384′de ihtiyar vezir Lala Åžahin PaÅŸa, son seferini Bosna’ya yapmış ve Osmanlılar ilk defa bu tarihte Bosna topraklarına ayak basmışlardır.

Veziriazam Çandarlı Halil Hayreddin PaÅŸa’nın 1385-1386 Arnavutluk seferi önemli idi. Hayreddin PaÅŸa, 1385′te îlbasan yakınlarında Davul çayı kıyısında geçen Savra meydan savaşında II. BalÅŸa’nın kumandanlığındaki Arnavut ordusunu imha etti. Prens, ölenler arasında idi. Ertesi yıl Osmanlılar, Akçahisar, İşkodra baÅŸta olmak üzere hemen bütün Kuzey Arnavutluk’u fethettiler. Fakat Sultan I. Murat, üssünden bu kadar uzak bir yerde Türk ordusunun Venedik gibi büyük bir devletle savaÅŸa girmesini kesinlikle uygun görmedi. Çok önemli olan İşkodra, ancak bir yüzyıla yakın bir zamandan sonra büyük zorluklarla Venedik’ten alınabilecektir. Arnavutluk’un en önemli ÅŸehrinin Venedik’e iadesinden sonra Osmanlıların eline sadece DoÄŸu Arnavutluk kalıyordu.

1385′te Savcı Bey, Edirne’de babasına vekâlet ederken, Bizans’ın teÅŸvik ve yardımı ile ayaklanmıştır. Hızla yetiÅŸen Sultan I.Murat, ayaklanmayı bastırmış, Åžehzade Savcı Bey, Dimetoka’da yakalanıp idam edilmiÅŸtir.

1388 de Sultan I. Murat’la Ali PaÅŸa’nın seferi, Bulgaristan’ın fethini tamamlamıştır. Ali PaÅŸa Silistre, Tutrakan, ZiÅŸtovi, NiÄŸbolu gibi Tuna’nın güneyindeki bütün önemli kaleleri, Plevne ve Lofça’yı almış, Deliorman ve Dobruca, Osmanlı hâkimiyetine geçmiÅŸtir.

Osmanlılar, Macaristan’la karşılaÅŸmışlardı ve daha büyük karşılaÅŸmalar olması mukadderdi. Fakat Osmanlı donanmasının zayıf olduÄŸu Sultan I. Murat Hüdâvendigâr zamanında Venedik ile savaÅŸtan kaçınılmıştır. 1373 Venedik-Macaristan savaşından Sultan Murat, Venedik’e yardımcı olarak 5.000 Osmanlı piyadesi göndermiÅŸti. Sultan Murat’ın askerlik ve siyasetteki dehâsı sayesinde Papa’nın birçok teÅŸebbüsü akim kalmıştır. Meselâ V. Urbanus’un28 Ocak 1369 tarihli nâmesinde, Venedik ile Ceneviz’i Osmanlılara karşı savaÅŸa sevk etmek istemesi, tamamen neticesiz olmuÅŸtur. Her iki cumhuriyet de, topraklarına tecavüz etmez görünen Sultan I. Murat’a karşı bir savaşı göze almayı, çılgınlık saymışlardır. Bu ÅŸekilde Avrupa’dan ayrılan Bizans İmparatorluÄŸu ile Sırbistan Krallığı, Sultan Murat’a vergi vermeye mecbur olmuÅŸlardır.

1386 sıralarında Memlûk ve Osmanlı imparatorlukları arasında bir dostluk anlaÅŸması yapılması Karamanlıları telaÅŸlandırmıştır. Çünkü kuzeyden ve batıdan Osmanlılar, doÄŸudan Memlûklar ile sarılmış olan Karaman Devleti, güneyde Akdeniz’e ve Memlûklere tâbi Kıbrıs Karlığına dayanıyordu. Alâeddin Ali Bey kayınpederi Gazi Sultan Murat’ın Balkan fütuhatı ile meÅŸgul olduÄŸu sıralarda Avrupa devletleri ile münasebetlere girdi ve Osmanlı nüfuzunu kırmak istedi. Bu suretle bir yüzyıldan biraz fazla sürecek olan Karaman siyasetini açmış oldu. CandaroÄŸullarının Osmanlılara tâbi olması ve Osmanlı ordusuna yardımcı  birlik göndermesi,   Karamanlıları büsbütün ürküttü.

SavaÅŸa KaramanoÄŸlu’nun Osmanlıların HamidoÄŸullarından satın aldıkları BeyÅŸehri iÅŸgalleri yol açtı. Saldırı kırılmadığı takdirde Karamanlıların ve ondan cesaret alan diÄŸer beyliklerin Balkan fütuhatının en kritik anlarında Osmanlıları Anadolu’da rahatsız edeceklerini takdir eden Sultan I. Murat, Anadolu’ya geçti. Bursa’ya geldi. Anadolu beylikleri üzerinde nüfuzunu göstermek için Kastamonu’daki CandaroÄŸlu’ndan yardımcı birlik istedi Bu birlik gelince, Ali PaÅŸa ve oÄŸlu Veliaht Åžehzâde Bayezid Bey’le beraber Karaman seferine hazırlandı. Osmanlı ordusunda, Bizans ile Sırbistan’ın anlaÅŸma gereÄŸince vermeye mecbur bulundukları yardımcı birlikler de vardı. Bu suretle Sultan Murat, Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu.

Sultan Murat’ın KaramanoÄŸlu üzerine yürüyen ordusu 70.000 kiÅŸi idi. Ordu Karahisar’da (Afyon) konaklayıp savaÅŸ divânı kuruldu. Sol kanadın kumandasına Veliaht Åžehzade Bayezid Bey, saÄŸ kanadınkini de Åžehzade Yakub Bey aldı. Bayezid Bey’in yanında Efrûz Bey’le Candar ve Sırp yardımcı birlikleri bulunuyordu. Yakub Bey’in yanında Anadolu beylerbeyisi Sarı TimurtaÅŸ PaÅŸa vardı. Rumeli beylerbeyisi Kara TimurtaÅŸ PaÅŸa, padiÅŸah ile beraber orta kısımda idi.

Konya yakınlarında 1386 Kasımında geçen meydan savaşında, Osmanlı askeri Karaman kuvvetlerini kolayca dağıttı. SavaÅŸta Bayezid Bey büyük bir kabiliyet gösterdi ve çok hızlı manevraları ile zaferin en kısa zamanda elde edilmesini temin etti. Bu savaÅŸtaki muvaffakiyetinden dolayı kendisine “Yıldırım” lakabı verilmiÅŸtir.

Bu hadise üzerine Anadolu’da Karaman nüfuzu kırılmış, Osmanlı nüfuzu, Sultan Murat’ın seferde gösterdiÄŸi siyaset sayesinde, bütün Anadolu’da parlamış, adeta Toroslar’a Fırat’a dayanmıştır. Bununla Osmanlı hâkimiyetini kabule yanaÅŸmayan KaramanoÄŸlu, Sultan Murat uzaklaşır uzaklaÅŸmaz, Kosova’yı hazırlamakla meÅŸgul olan Haçlılarla müzakerelere giriÅŸmiÅŸ, fakat korkusundan Kosova’da Osmanlı ordusuna bir birlik göndermekten de geri kalmamıştır.

BeyÅŸehri’ni geri alan Sultan Murat, 1387′de Bursa’ya dönmüştür.

Balkanlar’da ise, Dobruca’daki MoÄŸol PrensliÄŸi Osmanlı metbuluÄŸunu tanımış, bu suretle Osmanlı hâkimiyeti Tuna deltasına dayanmıştır.

KaramanoÄŸlu’nun savaÅŸarak ittifak ettiÄŸi Bosna Krallığı’nı cezalandırmak için Lala Åžahin PaÅŸa, 20.000 kiÅŸilik bir kuvvetle Bosna’ya girmeye hazırlanmıştır. Fakat böyle bir hareketi bekleyen ve uzun zamandan beri hazırlanan düşman, NiÅŸ yakınlarında PloÅŸnik’te Osmanlı ordusunu bozmuÅŸtur. 1388′de geçen bu savaÅŸta 30.000 kiÅŸilik Bosna ve Sırp müttefik ordusu 20.000 Osmanlı askerini maÄŸlup etmiÅŸ, ancak 5.000 asker dönebilmiÅŸ, gerisi ÅŸehit olmuÅŸ, yaralanmış veya esir düşmüştür. PloÅŸnik bozgunu, Haçlılara cesaret vererek onları akıbeti I. Kosova Meydan Savaşı’nda belli olacak Osmanlı Türklerine karşı III. Haçlı seferini hazırlamaya sevk etmiÅŸtir.

Düşman faaliyet derecesini kavrayan Sultan I. Murat, hızla önemli tedbirler aldı. Ali PaÅŸa’ya 30.000 asker vererek, Bulgaristan’da Osmanlıların elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birleÅŸmeye mahal kalmadan Bulgar kuvvetlerini imha etmesini buyurdu. Ali PaÅŸa bu iÅŸi en kısa zamanda muvaffakiyetle baÅŸardı. DiÄŸer taraftan Teselya fethedildi, tik defa olarak Attika Yarımadası’nı ve Atina Dükalığı’nı çiÄŸneyen Osmanlı Akıncıları, Mora’ya girdi ve yarımadayı yaÄŸmaladı. Tuna’ya, kuzeye doÄŸru atlayan Osmanlı kuvvetleri, Eflak’ı tehdide baÅŸladı. Bulgaristan Krallığı’nın baÅŸÅŸehri Tırnova da bu arada alındı. DiÄŸer taraftan Karaman, Aydın, MenteÅŸe, Saruhan, Hamid, Teke, Candar beylerine emir yazılarak derhal birliklerini Rumeli’ne göndermeleri bildirildi.

Bulgaristan fethini tamamlayan Ali PaÅŸa, güneye indi. Yanbolu’da Sultan I. Murad’m ordusu ile birleÅŸti.

Osmanlı Ordusu Yanbolu’dan Tatarpazarcığı yoluyla Sofya’ya geldi. Güney-batıya sapılarak Köstendil’e gelindi ve bu istikamette olduÄŸu haber alınması üzerine büyük Haçlı ordusuna doÄŸru yürüdü, önder Gazi Evranos Bey ve PaÅŸa YiÄŸit’in akıncıları gidiyordu. PriÅŸtine’nin güneyindeki Kosova sahrasında müttefik ordusu ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler, büyük devlet olarak Macaristan ve Lehistan, ikinci derecede devletler olarak da, Sırbistan, Bosna Krallığı, Eflâk, BoÄŸdan, Hırvatistan, Bohemya, Arnavut prenslikleri ve can çekiÅŸmekte olan Bulgaristan Krallığı idi. Haçlı ordusu, Türk ordusundan sayı bakımından hayli üstündü.

Sultan Murat’ın Haçlı seferinin hazırlanışını çok önceden haber alışı, fevkalâde faydalı olmuÅŸtu. Ali PaÅŸa, 30.000 kiÅŸilik ordusu ile Tuna’ya kadar olan Bulgaristan’ı imparatorluÄŸa katmış, Bulgar kuvvetlerini ezerek, Haçlılarla birleÅŸmesine engel olmuÅŸtu. Mora’ya kadar yapılan akınlar da düşmana dehÅŸet vermiÅŸti. Sultan I. Murat’ın Mora’yı almaya niyetli olduÄŸunu sanan Venedik, büyük ölçüde savaÅŸ hazırlıklarına baÅŸlamıştı. Bu müddet içinde bütün Anadolu beylerinin birlikleri de yetiÅŸmiÅŸti. Sultan Murat da yanında Germiyan (Kütahya) sancakbeyi olan büyük oÄŸlu Veliaht Åžehzade Bayezid Bey ve Karasi (Balıkesir) sancakbeyi olan küçük oÄŸlu Yakub Bey olduÄŸu halde Ali PaÅŸa ile birleÅŸmiÅŸti. Orduda, o zaman pek ilkel olan bir topçu birliÄŸi de bulunuyordu.

Osmanlı, saÄŸ kanadına Yıldırım Bayezid, sol kanadına Yakub beyler kumanda ediyorlardı. Her iki .kanatta ihtiyat olarak 1.000′er okçu vardı. Bunlar savaşın en kızgın devresine kadar müdahale etmeyecekler, bu devrede düşmanı yoklamaya baÅŸlayacaklardı. Rumeli beylerbeyi Kara TimurtaÅŸ PaÅŸa, Veliahdın; Anadolu beylerbeyi Sarıca PaÅŸa, Åžehzade Yakub’un maiyetinde idiler. Evranos Bey’in akıncıları saÄŸ kanatta, Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol kanatta yer almıştı. Orta kısımda BaÅŸkumandanla veziriazam Çandarlızade Ali PaÅŸa bulunuyordu. SaÄŸ kanat ihtiyatına Malkoç Bey, sol kanat ihtiyatına ise HamidoÄŸlu veliahdı Mustafa Bey kumanda ediyordu. Topçu birliÄŸinin başında Haydar AÄŸa vardı (Osmanlılar ilk defa bu savaÅŸta top kullanmışlardır).

Düşmanda da bir topçu müfrezesi vardı. Başkumandan, Sırbistan hükümdarı Lazar idi. Sağ kanada yeğeni ve damadı Prens Brankoviç, sol kanada da Bosna kralı Tvrtko kumanda ediyordu.

Büyük meydan savaşında Osmanlılar, müttefikleri tamamen imha ettiler. Kesin neticeyi Yıldırım Bayezid aldı. Sol kanat bozulmak üzereyken kendine has pek hızlı bir manevra ile yetişip düşmanı çeviren Veliaht-Şehzade, müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine rağmen kıskacını açmadı ve perişan olan düşmanı yok etti. Başkumandan Lazar da dahil olmak üzere bütün düşman ordusu, Kosova sahrasında kaldı. Küçük ve dağlık düşman müfrezeleri kaçmak isterlerken arkalarından yetişen Şehzade Yakub Bey tarafından kılıçtan geçirildi.

Savaşın sonuna doÄŸru artık zafer tamamen belli olunca, Sultan Murat, savaÅŸ sahasını gezip son emirlerini verirken, bir ÅŸey söylemek, isteÄŸiyle yanına sokulan yarak bir Sırp asilzadesi, Lazar’ın damadı MiloÅŸ tarafından hançerle kalbinden vurularak ÅŸehit edildi. MiloÅŸ, Osmanlılar tarafından derhal parçalandı.

PadiÅŸahın iç organları Kosova sahrasına gömüldü. Cenazesi Bursa’ya nakledilip Çekirge’deki türbesine defnedildi.

5.Murat

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan otuz üçüncü padiÅŸah. Babası Sultan Abdülmecit, annesi Åževkefzâ Kadmefendi’dir. Öğrenimini özel olarak görmüş, Arapça, Farsça ile Fransızca öğrenmiÅŸtir. Amcası Sultan Abdülaziz’in 1863 Mısır ve 1867 Avrupa seyahatlerine katıldı. Bu gezilerde davranışları ile takdir topladı. Fransız maÅŸrık-ı azâminin delâleti ile Mason locasına girdi. İstanbul locası reisi Cleanthe Scalieri ile dostluk kurdu. Avrupa seyahatinden sonra KurbaÄŸalıdere’deki köşkünde dış dünya ile temaslarını devam ettirerek oldukça serbest bir hayat sürdü. Ali PaÅŸa’nın ölümünden sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti mensupları tarafından, Sultan Abdülaziz’in yerine tahta çıkarılmak için çalışıldı. Ancak içkiye fazla düşkünlüğü asabını da tahrip etmiÅŸ bulunuyordu. Bu sebeple, Mütercim Rüştü PaÅŸa sadrazam, Hüseyin Avni PaÅŸa, serakser, Hayrullah Efendi ÅŸeyhülislâm, Mithat PaÅŸa Meclis-i vükelâya dahil ve Kayserili Ahmet PaÅŸa Bahriye nâzın olarak yeni hükümette görev aldıkları vakit, gayelerinin Sultan Aziz’i tahttan indirmek ve onu hükümdar yapmak olduÄŸunu bildirdikleri zaman, V. Murat duyduÄŸu heyecanla ilk hastalık belirtisini göstermiÅŸtir. Bununla beraber darbeci kabine üyeleriyle temaslarını kesmemiÅŸ ve hal programını adım adım takip etmiÅŸtir. 29 Mayıs 1876 günü Hüseyin Avni PaÅŸa’nın arabası ile Bâb-ı Seraskerî’ye getirildi. Murat Efendi, burada yapılan törenle V. Murat unvanı ile Osmanlı padiÅŸahı ilân edildi.

Bu saltanat deÄŸiÅŸikliÄŸi yurt içinde ve dış ülkelerde, özellikle de İngiltere ve Fransa’da iyi karşılanmış, olumlu tesirler yaratmıştır. Ancak Sultan V. Murat’ın tahta çıkmasını saÄŸlayan Hüseyin Avni PaÅŸa da öteki arkadaÅŸlarını aradan çıkartarak tam bir dikta kurmak hevesine kapılmıştır. Mithat PaÅŸa ile Süleyman PaÅŸa’nın temin etmeye çalıştıkları parlamentonun açılması fikrine ise öteki iÅŸbirlikçiler katılmadıklarından MeÅŸrutiyetin ilânı geri kaldığı gibi, Cülus hatt-ı hümâyûnunda bu konuya ancak temas edilerek geçiÅŸtirilmiÅŸtir. Hüseyin Avni PaÅŸa, yeni hükümdar üzerindeki etkisi ile Mabeyn’e alınacak memurların tayinlerine de müdahale etmiÅŸ; bu durum, V.Murat’ta büyük gerginlik yaratmıştır. GösteriÅŸli bir biçimde tahta geçiÅŸ, silah ve süngü sesleri arasında yapılan bîat törenleri, padiÅŸahlığının ilk günlerde getirdiÄŸi yorgunluklar V.Murat’ın sıhhî durumunu, bîat töreninden itibaren iyice bozmuÅŸtur.Tahta çıkışının 6.  günü,  amcası Sultan Aziz’in ölümü de bozuk asabını iyice sarsmıştır. Cinnetin ilk belirtileri de hükümdarı ziyarete gelen devlet büyüklerini kucaklayıp öpmesi olmuÅŸtur. Bunun üzerine Sultan Aziz’in öldüğü günün akÅŸamı özel hekimlerin tavsiyesine uyularak Dolmabahçe Sarayı’ndan Yıldız Köşkü’ne götürülmüştür. Bu sırada Mithat PaÅŸa’nın SoÄŸanaÄŸa’daki  konağında,  Hüseyin Avni PaÅŸa’nın öldürülmesiyle sonuçlanan ÇerkeÅŸ Hasan olayı, iÅŸbirlikçileri kuvvetli bir destekten mahrum bırakmış, padiÅŸahın hastalığı da halk arasında iyice yayılmıştır. Sultan V. Murat, devamlı baÅŸ aÄŸrılarından ÅŸikâyet ediyordu. İyileÅŸme ihtimalinin pek az olduÄŸu sonucuna ulaşılınca ve artık ümit kesilince, V.Murat’ın tahttan indirilmesine karar verildi. Veliaht Abdülhamit Efendi ile temasa geçmeye Mithat PaÅŸa memur edildi. Mithat PaÅŸa Veliahd’den pek ümit baÄŸladığı Kanûn-i Esasî’yi ilân edeceÄŸi vaadini aldıktan sonra verilen fetva ile Sultan V.Murat, üç ay, üç gün süren sözde bir saltanattan sonra, 31 AÄŸustos 1876 günü Osmanlı tahtından indirilmiÅŸ oldu.

Yeni hükümdar II. Abdülhamit’in kardeÅŸini kendi saray mensupları dışında kimseyle temas ettirmeyecek ÅŸekilde adeta hapsettirmesi V.Murat’ı sevenler arasında tepkiyle karşılandı. Annesi Åževkevzâ Kadınefendi, oÄŸlunu büyüler, tütsüler ve muskalarla iyileÅŸtirmeye çalışıyordu. Öte yandan onu Avrupa’ya kaçırmak veya yeniden tahta çıkarmak isteyenler de birtakım teÅŸebbüslere kalkıştılar. Bunların ilki Aralık 1876′da V.Murat’ı oÄŸlu Salâhaddin Efendi ile birlikte Avrupa’ya kaçırma teÅŸebbüsü oldu.

I877’de Ali Suâvî tarafından, 1878 Temmuzunda ise Scalieri ve Aziz Bey Komitesi’nin teÅŸebbüsüyle Avrupa’ya kaçırılmak istendi. Bütün bu teÅŸebbüsler Sultan II. Abdülhamit’in aldığı ciddî tedbirlerle, bir sonuç vermedi. Sultan V. Murat, bundan sonra 28 yıl ÇıraÄŸan Sarayı’nda gözaltında yaÅŸadı. 28 AÄŸustos 1905 Pazartesi günü vefat etti.

3.Mehmet

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan onüçüncü padiÅŸahı. Babası Murat, annesi Safîye Sultan’dır. Manisa’da doÄŸdu. Babası III. Murat’ın cülusuna (1574) kadar Manisa’da yetiÅŸen ÅŸehzade Mehmet, bu tarihte ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiÅŸtir, ilk hocası Manisalı İbrahim Cafer Efendi’dir. Onun ölümünden sonra sırasıyla ÅŸehzade öğretmenliÄŸine getirilen Haydar Efendi, lalası Ali Bey, defterdarı Hûsam Beyzade, niÅŸancı Mekkeli çavuÅŸ (Lala Mehmet PaÅŸa), reisü’l-küttab Abdurrahman Çelebi ve diÄŸer adamlarıyla birlikte Manisa Sancağı’na gönderildi (5 Aralık 1583). Babasının ölüm haberi üzerine Manisa’dan ayrılarak İstanbul’a geldi (27 Ocak 1595). Aynı gün tahta çıktı. Babasının,cenaze töreninin hemen ardından 19 kardeÅŸini idam ettirdi.

Bu sırada en önemli ve halledilmesi gereken mesele; iki yıldan beri devam eden Avusturya savaÅŸlarının, Tuna beyliklerinin (Erdel- Eflâk- BoÄŸdan) ayaklanmaları ile, daha fazla yayılması ve önem kazanması olmuÅŸtu. Gerçekten o sıralarda, imparatorun telkini ve tesiri ile, Erdel- Eflâk- BoÄŸdan arasında, Osmanlı Devleti aleyhine bir ittifak yapılmış ve Eflâk Voyvodası Mihal (Mihai Viteazul) da Tuna memleketlerine saldırmıştı. Voyvoda’nın Rusçuk kasabası ve civarında katliama giriÅŸtiÄŸini haber alınınca, Ferhad PaÅŸa komutasında bir ordunun sevk edilmesi kararlaÅŸtırıldı (27 Nisan 1595). Ancak, sadrazam yola çıkmadan önce baÅŸlayan sipahi ayaklanması üzerine Ferhad PaÅŸa azledildi (8 Temmuz 1595). Sadrazamlığa Koca Sinan PaÅŸa tâyin edildi. Yeni sadrazamın Eflâk seferi, baÅŸlangıçta bazı baÅŸarılar saÄŸlamakla beraber yenilgi ile sonuçlandı. Avusturya cephesindeki harekât da Osmanlılar aleyhine geliÅŸmekte idi. Bu cephedeki komutan Sinan PaÅŸazade Mehmet      PaÅŸa’nın tedbirsizliÄŸi Estergon ve ViÅŸegrad kalelerinin düşmesine sebep oldu (1595). Bunun üzerine sadrazam Sinan PaÅŸa azledildi. Yerine Lala Mehmet PaÅŸa tâyin edildi (19 Kasım 1595). Mehmet PaÅŸa’nın kısa bir süre sonra ölümü ile boÅŸalan sadrazamlığa, yeniden Koca Sinan PaÅŸa getirildi. Koca Sinan PaÅŸa, bir sadrazamın yalnız olarak sefere çıkmasının sakıncalı olacağını savunarak padiÅŸahın da sefere çıkmasını saÄŸladı. Fakat, Koca Sinan PaÅŸa’nın ölümü (4 Nisan 1596) üzerine bu sefer, İbrahim PaÅŸa’nın sadrazamlığında gerçekleÅŸti .Zaferle sonuçlanan bu seferden sonra, devlet erkânı arasında bazı deÄŸiÅŸiklikler yapan III. Mehmet, İstanbul’a döndü (26 aralık 1596).

Belgrat muhafızı Sokullu Hasan PaÅŸa Vidin muhafızlığına, Satırcı Mehmet PaÅŸa da sefdarlığa tâyin edildi. Serdar Mehmet PaÅŸa Tata Kalesi’ni zaptetti (1597) ise de, Vac Kalesi’ni ele geçiremedi. BaÅŸarısızlığının sorumluluÄŸunu sefere katılmayan Kırım Hanı’na yüklemeye çalıştı. Fakat bu suçlama, görevinden alınmasını önleyemedi. İbrahim PaÅŸa, yeniden sadrazamlığa getirildi. İbrahim PaÅŸa, Kırım Hanı Fethi Giray’ı azlederek yerine Gazi Giray’ı tâyin etti. Bir süre sonra III. Mehmet, İbrahim PaÅŸa’yı görevinden alarak yerine Hadım Hasan PaÅŸa’yı getirdi. Hadım Hasan PaÅŸa da, altı ay sonra sadrazamlıktan azledilerek yerine Cerrah Mehmet PaÅŸa getirildi. Mehmet PaÅŸa ilk iÅŸ olarak Varad’ı kuÅŸattı.Buna karşılık olarak Avusturyalılar da Budin’i kuÅŸattılar. Bu sırada Tuna kıyılarının muhafazasıyla görevli olan Hafız Ahmet PaÅŸa, NiÄŸbolu’da düşmana yenildi (1598). Keza bu sırada Kanije Kalesi civanında da yer yer çarpışmalar oluyordu. Bu baÅŸarısızlıkların sonucu olarak III. Mehmet, Cerrah Mehmet PaÅŸa’yı görevinden ayırdı. Yerine İbrahim PaÅŸa -üçüncü defa olarak- sadrazamlığa getirildi. İbrahim PaÅŸa, yıkılmış olan kaleleri onarttı (1599). Batı’da savaşın durakladığı, Avusturyalılarla barış teÅŸebbüsünde bulunulacağı bir sırada, Kabil hâkimi Gürcü Sirnon Han ayaklanarak Küri Kalesi’ni kuÅŸattı. Ayaklanmayı bastırmak üzere Tebriz Muhafızı Cafer PaÅŸa görevlendirildi. Cafer PaÅŸa, kısa sürede olayı bastırarak elebaşılarını İstanbul’a gönderdi. Aynı yıllarda meydana çıkan önemli olaylardan biri de Anadolu’daki Celâli ayaklanmalarıydı. İsyancılardan Karayazıcı’ya Amasya sancak beyliÄŸi verilerek devlete baÄŸlılığı saÄŸlandı.

1599/1600 kışını Belgrat’ta geçiren İbrahim PaÅŸa, İstanbul’dan gelen yeni kuvvetlerle birlikte Zemrin sahrasında orduyu topladı. Estergon Kalesi’ni fethetmek üzere kuzeye hareket etti (1600 yılı AÄŸustos başı). Bu sırada Baranyavar Palangası, düşman tarafından yakılmış, bunun üzerine Peçuy’da bulunan Tiryaki Hasan PaÅŸa, yanındaki kuvvetlerle düşmana saldırarak maÄŸlup etmiÅŸtir.

Ösek köprüsü civarında serdarla buluÅŸan Tiryaki Hasan PaÅŸa ordunun, Estergon Kalesi’nden önce Kanije Kalesi’nin fethine sevk edilmesini kararlaÅŸtırdılar. Budin’i muhafaza ile görevli Rumeli beylerbeyi Lala Mehmet PaÅŸa da Kanije kuÅŸatmasında kullanılmak üzere 5 top ile Papa Kalesi’nden kurtulan Fransızları yanına alarak orduya katıldı. Kanije kuÅŸatması baÅŸladı. 44 gün devam eden mücadeleden sonra Avusturyalılar teslim alındı (23 Kasım 1600). Kanije, bir beylerbeylik, Peçuy, Zigetvar, ösek ve Siklos sancakları arpalık olarak Tiryaki Hasan PaÅŸa’ya verildi. İbrahim PaÅŸa da, kışı geçirmek üzere Belgrat’a döndü.

İbrahim PaÅŸa’nın Belgrat’ta ölümü üzerine (15 Temmuz 1601) sadrazamlığa, Yemişçi Hasan PaÅŸa tayin edildi.

Hasan PaÅŸa, Budin’e doÄŸru yürüdüğü sırada, Avusturya ordusu Kanije Kalesi’ni kuÅŸatmıştı. Avusturyalılarla kalede yapılan savaÅŸ sonunda düşman yenilgiye uÄŸratılarak kale kurtarıldı. 1601 yılında Erdel- Eflâk- BoÄŸdan’da yeniden karışıklıkların çıkması üzerine Osmanlı Devleti savaÅŸ hazırlığına baÅŸladı. Yemişçi Hasan PaÅŸa, Belgrat’ı kuÅŸattı ve 31 gün kuÅŸatmadan sonra geri almayı baÅŸardı (AÄŸustos 1602).

Celâli ayaklanmalarının en çok yayıldığı bir sırada, 1603 yılı başından itibaren İstanbul’da da karışıklıklar baÅŸ gösterdi. Sipahilerin ÅŸikâyeti üzerine Saatçi Hasan PaÅŸa kaymakamlıktan azledildi. Bu sırada Belgrad’da bulunan Yemişçi Hasan PaÅŸa İstanbul’a döndü. Ayaklananlar, Yemişçi Hasan PaÅŸa’nın asılmasını istiyorlardı. PadiÅŸah, bu isteÄŸi önceden reddetti ise de sonunda Yemişçi Hasan PaÅŸa azledilerek asıldı (16 Ekim 1603). Yerine Kasım PaÅŸa sadrazam tâyin edildi.

Bu yıl içerisinde İran’la, 1590 yılında İstanbul’da yapılmış olan antlaÅŸma hükümleri bozuldu. Tebriz’de çıkan olaylar yüzünden Osmanlı- İran savaşı baÅŸladı. Bu savaÅŸta, Osmanlılar yenildiler (21 Ekim 1603). Tebriz, İranlıların eline geçti.

Bu sırada III. Mehmet vefat etti (22 Aralık 1603).

4.Mehmet

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan on dokuzuncu padiÅŸah. Babası Sultan İbrahim, annesi Hatice Turhan Sultan’dır. İstanbul’da doÄŸdu. O sırada Osmanlı Hanedanı’ndan Sultan İbrahim’den baÅŸka erkek bulunmadığı için, sülâlenin yok olması tehlikesinden korkuluyordu. Åžehzadenin doÄŸumu bu korkuyu yenmiÅŸ ve memlekette büyük bir sevinç yaratmıştı.

Åžehzade biraz büyüyünce, diÄŸer kardeÅŸleriyle birlikte, öğretmenliÄŸine Şâmî Yusuf Efendi, onun ölümü üzerine Şâmî Hüseyin Efendi tâyin edilmiÅŸ, bir süre sonra öğretmenliÄŸinden azledilen Şâmî Hüseyin Efendi’nin yerine aynı adı taşıyan diÄŸer bir öğretmen getirilmiÅŸti.

Sultan İbrahim’in çılgınca hareketleri yüzünden saltanat makamında kalması mümkün olmamış, tahttan indirilmiÅŸti. Yerine yedi yaşında olduÄŸu halde IV. Mehmet tahta çıkarıldı (8 AÄŸustos 1648). IV. Mehmet tahta çıktığı sırada devlet erkânını zor bir duruma düşüren mesele; Hazine’nin boÅŸ olması dolayısıyla askere verilmesi gereken bahÅŸiÅŸ için para bulunmaması idi. Sadrazam Sofu Mehmet PaÅŸa, Sultan İbrahim devrinde büyük servetler edinen Cinci Hoca (Hüseyin Efendi)’ya baÅŸvurarak 200 kese talep etti ise de, bu isteÄŸi Cinci Hoca tarafından reddedilmiÅŸti. Bunun üzerine sadrazam, Cinci Hoca’nın bütün servetine el koydurarak cülus parasını temin etmiÅŸ ve kendisini de idam ettirmiÅŸti.

IV. Mehmet’in saltanatının ilk günlerinde hapsedilen Sultan İbrahim, kendisini tahttan indirenlerce öldürülmüştü. Bu olay, IV. Mehmet’in üzerinde büyük bir tesir bıraktı. Babasının öldürülmesine sebep olanları bir bir tespit ettirerek, zaman zaman hepsini ortadan kaldırttı. Ancak, yaşının küçük olması sebebiyle yetkileri, büyük valide Kösem Sultan, annesi Turhan Sultan ve iktidarda bulunan vezirler ile ocak ağaları tarafından kullanılmakta idi. Bu da, imparatorlukta on yıl kadar devam eden buhranların çıkmasına sebep oldu.

Sadrazam Sofu Mehmet PaÅŸa ile Kösem Sultan arasında baÅŸlayan sürtüşme, her yedi yılda bir yapılan çıkmaların (AcemioÄŸlanlarının, Kapıkulu süvari bölükleriyle sarayın dış hizmetine tâyin edilmelerine verilen ad) aralıklı sürdürülmesi ve Yeniçeri Ocağı’nın iktidarı elinde tutması sonucunda doÄŸan anlaÅŸmazlıklar ve nihayet Sultanahmed Camii olayı ile patlak verdi. Sipahi ve İç oÄŸlanlarının günlerce devam eden ayaklanmaları, yeniçerileri yöneten Koca Muslihiddin AÄŸa ile Kara Murat AÄŸa tarafından bastırıldı.

Sultan İbrahim zamanında Dârü’s-saâde AÄŸası Sümbül AÄŸa’nın Mısır’a giderken Malta korsanları tarafından esir edilmesi sebebiyle Girid Savaşı baÅŸlamıştı. Bu savaÅŸ, IV. Mehmet zamanında hızlandırıldı. Sarayda, Kösem Sultan ile iÅŸbirliÄŸi halinde olan Ocak aÄŸaları; ilk hamlede Voynuk Ahmet PaÅŸa komutasındaki Osmanlı donanmasını Akdeniz’e yolladı. Foça’da Venedik filosu ile yapılan savaÅŸ, yeniçerilerin katılmaması yüzünden baÅŸarısızlıkla sonuçlandı.

Bu baÅŸarısızlık, sadrazam Sofu Mehmet PaÅŸa’nın ihmalci tutumuna baÄŸlanarak görevinden azledildi. Kösem Sultan’ın tesirinde bulunan çocuk padiÅŸahın emriyle öldürülmesi saÄŸlandı. Yerine, Yeniçeri AÄŸası Murat AÄŸa tâyin edildi (21 Mayıs 1649). Bu sırada Anadolu’da da zorbaların yer yer kuvvet kazan dığı görüldü. Sivas’ta Ibçir Mustafa PaÅŸa, Antep’te Çomar Bölükbaşı, Afyon ve çevresinde Kara HaydaroÄŸlu ile KatırcıoÄŸlu’nun zorbalıkları gittikçe geniÅŸlemekte idi. Gürcü Nebî, NiÄŸde’de topladığı kuvvetlerle ayaklandı, Konya’ya doÄŸru yürüdü. Hükümet, ayaklananlara karşı Tavukçu Mehmet PaÅŸa’yı gönderdi ise de, paÅŸa, baÅŸarı saÄŸlayamadan İstanbul’a döndü. Bunun üzerine sadrazam Kara Murat PaÅŸa, yeniçerilerle, Gürcü Nebî’yi Üsküdar’da Bulgurlu’da karşıladı. Nebî, savaÅŸmak niyetinde deÄŸildi. Amacı, ÅŸeyhülislâm ile nüfuz sahibi birkaç kiÅŸinin iÅŸten çıkarılmaları idi. Ancak, Murat PaÅŸa, bu baÅŸarısına raÄŸmen devletin durumundan memnun deÄŸildi. Girid savaÅŸlarının Osmanlılar aleyhinde geliÅŸmesi, yetkilerine Kösem Sultan ile birlikte ocak aÄŸalarının da devamlı müdahaleleri karşısında, “Bir ülkede dört sadrazam olacak ÅŸey deÄŸil” demiÅŸ ve görevinden çekilmiÅŸti (5 AÄŸustos 1650). Sadrazamlığa Melek Ahmet PaÅŸa tâyin edildi. Onun zamanında Osmanlı donanması, Venediklilerle savaÅŸtı, Aros’da yenildi (10 Temmuz 1651). Hazine’nin sıkıntısı son dereceye çıkmıştı. Ocak aÄŸaları ise para toplamak huniyle saÄŸlam parayı kendilerine kaydırıp, ayan düşük akçeyi ya da muhtelif yerlerde kendilerince kestirilen deÄŸersiz akçeyi piyasaya sürerek ülkede büyük bir buhran yaratmışlardı. Bu durum, esnafın ayaklanmasına sebep oldu. Bu olaylar karşısında Melek Ahmet PaÅŸa görevinden alındı. Yerine SiyavuÅŸ PaÅŸa getirildi.

Yeniçerilere güvenerek her istediÄŸini yaptıran Kösem Sultan ile Valide Sultan’ın arası iyice açılmıştı. Kösem Sultan, IV.Mehmet’i tahttan indirmek istiyordu. Fakat bu isteÄŸine kavuÅŸamadan Turhan Sultan’ın adamları tarafından öldürüldü (2 Eylül 1651). IV. Mehmet, sadrazamı azlederek yerine Gürcü Mehmet PaÅŸa’yı tâyin etti. Fakat kısa bir süre sonra Mehmet PaÅŸa da azledildi.

IV. Mehmet devrinde sık, sık sadrazam değişikliği vuku bulmuştur.

Turhan Sultan’a, kudretli ve zeki bir kiÅŸi olarak tavsiye edilen Köprülü Mehmet PaÅŸa sadrazamlığa getirildi (15 Eylül 1656). Göreve tam yetki ile baÅŸlayan Köprülü, İstanbul’da güvenliÄŸi saÄŸladığı gibi Çanakkale BoÄŸazı’nda Venedik donanmasını yendi; Bozcada ve Limni Adası’nı geri aldı. Anadolu’da çıkan Abaza Hasan PaÅŸa ayaklanmasını bastırdı. Köprülü Mehmet PaÅŸa’nın ölümünden sonra yerine oÄŸlu Fazıl Ahmet PaÅŸa getirildi. IV. Mehmet, bu devirlerde av ve eÄŸlence ile vaktini geçiriyordu. Bu sırada Avusturya ve Lehistan seferlerine katıldı. Fazıl Ahmet PaÅŸa, Uyvar ve Venedik’ten Girid kalelerini aldı. IV. Mehmet Kamaniçe Kalesi önünde yapılan savaşı izledi. Teslim alınan kaleyi gezdikten sonra Edirne’ye döndü.

IV. Mehmet devrinin en önemli olaylarından biri de ikinci Viyana KuÅŸatması’dır . KuÅŸatmanın baÅŸarısızlıkla sonuçlanması sonunda Kara Mustafa PaÅŸa görevinden alındı, yerine İbrahim PaÅŸa getirildi.

Venedik, Osmanlılara karşı kurulan Mukaddes İttifak’a katılarak (25 Nisan 1684) karadan ve denizden saldırıya geçti. Düşman gemileri Ayamavra’yı, Preveze’yi ve Mora’yı aldı. Üç ay süren bir kuÅŸatmadan sonra Koron’u ele geçirdiler. Mora’dan sonra Venedik kuvvetleri, Orta Yunanistan’a saldırdılar. Patres, Korent, înebahtı ve Mizistre kalelerini zaptettiler ve özellikle Atina’ya hâkim oldular. Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü bu durum karşısında Anadolu’da da ayaklanmalar baÅŸ gösterdi. Müderrisler, ÅŸeyhler ve ocak halkı, Ayasofya Camii’nde yaptıkları toplantı sonucu IV. Mehmet’i tahttan indirmek kararını aldılar. IV. Mehmet, tahttan indirilerek (6 Ekim 1687) Edirne Sarayı’nda özel bir daireye kapatıldı. Yerine kardeÅŸi  II.Süleyman tahta çıkarıldı.

IV. Mehmet’in saltanatı 42 yıl devam etmiÅŸti. Kanunî’den sonra en uzun saltanat süren Osmanlı padiÅŸahıdır.

Fatih Sutan Mehmet

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan yedinci padiÅŸah Edirne’de doÄŸdu. Babası II. Murat,annesi Hümâ Hatun’dur. II.Mehmet’in köklü bir öğretim gördüğü, Türkçe’den baÅŸka Arapça, Farsça, Yunanca ve Islavca’yı çok iyi bildiÄŸi kesindir. Ayrıca edebiyat, din, coÄŸrafya ve matematik gibi diÄŸer ilim dallarıyla da geniÅŸ ölçüde ilgilenmiÅŸ, özellikle edebiyat, en sevdiÄŸi konular arasında yer almıştır. Åžiirlerinde Avnî mahlasını kullanmıştır.

II. Murat, oğlunun öğrenimine önem vermiş, devrinin en seçkin bilginlerini bu iş için görevlendirmiştir. Öğretmenleri; Molla Güranî, Hocazade, Molla Ilyas, Sıraceddin Halebî, Molla Abdülkadir, Hasan Samsunî, Molla Hayreddin gibi âlimlerdi.

II. Mehmet, 1443′de iki lalası ile Kasabzade Mahmut ve Abdullah beyler beraberinde olduÄŸu halde Edirne’den Manisa’ya vali olarak gönderilmiÅŸtir. 1444 yılında tahttan çekilmeyi tasarlayan II. Murat, Manisa valisi olan oÄŸlunu Edirne’ye yanına getirtmiÅŸtir. Aynı yıl 12 Haziranda Lehistan-Macaristan Kralı III. Wladislaw, Sırp despotu ve Hunyadi YonoÅŸ’un elçileriyle yapılan antlaÅŸma (Segedin AntlaÅŸması) esnasında Mehmet de hazır bulunmuÅŸtur.

Ondan sonra Anadolu’ya geçen II. Murat, Mihaliç’te (Karacabey) Kapıkulu ve paÅŸaların önünde tahtını oÄŸluna bıraktığını resmen açıklamıştır (AÄŸustos 1444). Kendisi de Bursa civarında ibadetle meÅŸgul olmak için inzivaya çekilmiÅŸtir.

II. Murat, gerek Batı’da, gerek DoÄŸu’da yaptığı antlaÅŸmalarla Osmanlı Devleti’ne güven saÄŸladığı düşüncesiyle, saÄŸlığında oÄŸlunun tahta çıktığını görmek istemiÅŸtir. Fakat, devletin başında, 12 yaşında tecrübesiz bir gencin bulunması, içerde ve dışarda fırsat kollayanlardan hemen faaliyete geçirmiÅŸtir. II. Murat’ın tahtını oÄŸluna bırakması üzerine olaylar hızla geliÅŸmiÅŸtir. Bu sırada Arnavutluk’un elden çıkma tehlikesi baÅŸ göstermiÅŸ, Mora despotu Konstantin, Osmanlı topraklarına hücum etmiÅŸ Balkanlar’da ise Osmanlı nüfuzu çok zayıflamıştır. Anadolu’da KaramanoÄŸlu’na BeyÅŸehir, AkÅŸehir, SeydiÅŸehir ve Otlukhisar terkedilmiÅŸtir. Haçlı ordusu 18-22 Eylülde Tuna Nehri’ni aÅŸmıştır. Bir Haçlı donanması, Anadolu’dan gelecek olan kuvvetlere engel olmak için BoÄŸazlar’ı tutmuÅŸtur. Osmanlı Devleti, Ankara Savaşı’ndan sonra bu kadar büyük bir tehlike ile karşılaÅŸmamıştır.

Bu durum karşısında Çandarlı ve arkadaÅŸları, II. Murat’ı tekrar iÅŸ başına getirmekten baÅŸka çare olmadığını düşündüler; Bursa’ya, II. Murat’a Kasabzade Mehmet Bey’i gönderdiler. Mehmet Bey’in ısrarı üzerine II. Murat, Edirne’ye geldi. Åžehre girmeyerek civarda konakladı. Bu sırada Balkan geçitlerinin tutulduÄŸunu gören düşman, Kuzey Bulgaristan’ı çiÄŸneyerek Åžumnu’dan Varna’ya doÄŸru ilerliyordu. Edirne tehlikede idi. Haçlı ordusu Varna üzerine saldırıya geçmiÅŸti. Bu durum karşısında II. Mehmet, babasının tekrar tahta çıkmasını isteyen devlet erkânına uymak zorunda kaldı.

II. Mehmet, dört yıldan fazla bir süre devam eden bu dönemde, sorumluluÄŸunu taşıdığı resmî iÅŸlerin yanı sıra Arapça ve Farsça bilgisini arttırmıştı. Bu arada, babası ile II. Kosova Savaşı’na da katıldı (17 Ekim 1448).

II. Mehmet, babasının yanında İkinci Arnavutluk Seferi’ne de katılmışsa da, Akçahisar önünde baÅŸarısızlığa uÄŸramıştır. Bundan sonra II. Mehmet, DulkadiroÄŸlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Hatun’la evlendirilmiÅŸtir. Evlendikten sonra Manisa’ya giden II. Mehmet’e, bir süre sonra Çandarlı’dan gizli bir mektupla babasının öldüğü bildirildi. II. Mehmet, bunun üzerine hemen Edirne’ye hareket etti. Yolda, yeniçerilerin ayaklandıktan haberini almıştı. Çandarlı’nın ÅŸahsî gayreti ile bu ayaklanma önlendi.

Edirne’ye gelen II. Mehmet, 18 Åžubat 1451′de henüz 19 yaşında olduÄŸu halde Osmanlı tahtına çıkmıştır. Bu sırada siyasî durum da düzelmiÅŸti. II. Murat zamanında Mora, Arnavutluk ve Kosova zaferleri, Eflâk’ın durumunun düzelmesi, Osmanlıların Balkanlar’da hâkim duruma gelmesi, Haçlıların cesaretlerini kırmıştı.

II. Mehmet’in tahta çıktığı ilk günlerde düşmanları, Osmanlı Devleti’ni yıkmak zamanının geldiÄŸini sanarak harekete geçmiÅŸlerdi. Anadolu’da KaramanoÄŸlu İbrahim Bey, Hamideli’de bazı kaleleri ele geçirmiÅŸ, Germiyan, Aydın ve MenteÅŸe’de de Osmanlı aleyhinde hareketlere giriÅŸilmiÅŸti. Bu durum karşısında II. Mehmet, Çandarlı’yı görevinde bırakmış, Åžehabeddin PaÅŸa’yı ikinci vezir yapmış, Sanıca ile ZaÄŸanos paÅŸaları divana almıştı. İshak PaÅŸa’yı da Anadolu beylerbeyiliÄŸine tâyin etmiÅŸti. Ayrıca, babası zamanında Sırplar ve Bizanslılarla yapılan antlaÅŸmaları onaylamıştı. Öte yandan Arabistan ticareti bakımından önemi büyük olan Alaiye (Alanya) Kalesi’ni KaramanoÄŸlu’na bırakmıştı.

II. Mehmet’in Yeniçeri Ocağı’nda giriÅŸtiÄŸi ıslahattan sonra, en önemli konu İstanbul’un fethedilmesi idi. Bu tarihî kararını verdiÄŸi zaman, gerekli tedbirleri almak için harekete geçmiÅŸti. Önce BoÄŸazkesen Hisarı’nı (Rumeli Hisarı) yaptırmış, böylece Karadeniz’den gelmesi muhtemel yardımcı kuvvetleri engellemeyi garantilemiÅŸti. Bütün kışı Edirne’de geçiren II. Mehmet, İstanbul’un fethi için önemli saydığı Karadeniz kıyısı çevresinde bulunan yerlerde İstanbul çevresindeki önemli noktaları ele geçirdi.

II. Mehmet, 29 Mayıs 1453 günü İstanbul’un fethi ile sonuçlanacak olan tüm hazırlıkları tamamladıktan sonra ordusuyla birlikte Edirne’den İstanbul’a doÄŸru yola çıktı .

Sultan Fatih Mehmet, öğleye doÄŸru devlet erkânıyla birlikte muhteÅŸem bir alay halinde atlı olarak Topkapı’dan ÅŸehre girmiÅŸ ve doÄŸruca Ayasofya’ya gitmiÅŸti. Fatih unvanını kazanmış olan padiÅŸah, yanında bulunan bir müezzine ezan okutmuÅŸ, ikindi namazını Ayasofya’da kılmıştı.

İstanbul’u fethetmekle Bizans İmparatorluÄŸu’nun tarihe karışmasını saÄŸlayan Fatih, Osmanlılar için büyük bir tehlikeyi ortadan kaldırmıştır.

Fatih, Hıristiyan halka ve Bizans asillerine karşı çok iyi muamelede bulunmuÅŸtu. Asil aileleri fidye karşılığı serbest bırakmakla beraber Hıristiyan topluluÄŸuna dinî yönden bazı imtiyazlar tanımıştır. Bu cümleden olarak kendilerine ibadetlerini serbestçe yapmaları, dinî bayramlarında Fener Kapısı’nın üç gün açık bırakılması gibi haklar verilmiÅŸti. Fetihten hemen sonra Hıristiyan topluluÄŸunun isteÄŸi üzerine Georgios Skholarios’u ruhanî baÅŸkanlığa seçmiÅŸtir. Onu, II. Gennadios olarak makamına oturtmuÅŸtu (6 Ocak 1454).

Sultan Fatih Mehmet, İstanbul’u fethettikten bir süre sonra DoÄŸu’da Karamanlılar, İsfendiyaroÄŸulları, Trabzon Rum beyleri ve Akkoyunlularla yaptığı savaÅŸlarda Osmanlı Devleti’nin sınırlarını Toroslar’a ve Fırat nehri boylarına kadar geniÅŸletti. Batı’da ise Sırbistan, Mora, Eflâk ve BoÄŸdan, Bosna- Hersek, Arnavutluk ülkelerini Osmanlı Devleti’nin egemenliÄŸi altına aldı. Öte yandan Kırım’ı eyalet durumuna getirdi.

Sultan Fatih Mehmet, askerî alandaki bu basanlarının yanı sıra, devlet teÅŸkilâtını zamanın ÅŸartlarına göre saÄŸlamlaÅŸtıracak tedbirlerle yeni bir düzene sokmuÅŸ; padiÅŸahlığı devrinde de güzel sanatlar, mimarlık, savaÅŸ endüstrisi, mühendislik gibi bilim ve teknik alanlarında Osmanlı kültürünün ilk geliÅŸmelerini yaratacak çalışmalara fırsatlar hazırlamıştır. Bilginleri ve sanatçıları koruduÄŸu gibi, DoÄŸulu ve Batılı sanatçılarla iliÅŸki kurmuÅŸtur. Meselâ İtalyan Ressamı Gentile Bellini’yi İstanbul’a getirtip portresini yaptırmıştır. Dinî taassuptan uzak bir dünya görüşüne sahip olduÄŸu için, İstanbul gibi, bin yıldan fazla süren bir imparatorluk baÅŸkentinde, milletlerin bir arada yaÅŸamasını kolaylaÅŸtıran hukuk ve adalet ilkelerine uygun bir düzenin kurulmasını saÄŸlamıştır. DoÄŸu Hıristiyan dünyasının din temsilcisi sayılan İstanbul patriÄŸine saygı göstermiÅŸ; Ortodoks kilisesi teÅŸkilâtına dokunmayarak, patriÄŸe, Osmanlı vezirlerine verilen hukukî hakları tanımıştır. Rum azınlığının siyasî ve hukukî haklarının korunması yolunda da patrikhanenin ve ona baÄŸlı bulunan Rum meclisinin geniÅŸ yetkileri devam ettirilmiÅŸtir. İllerdeki piskoposlar da aynı hukuk ÅŸartları içinde teminat altında kalmışlardır.

Sultan Fatih Mehmet’in devlet teÅŸkilâtı anlayışındaki ileri görüşlerini gösteren önemli teÅŸebbüslerinden biri, idare alanında bir kanunlaÅŸmayı öngören Kanunnâmesi’dir. Oldukça sâde bir dille kaleme alınan bu Kanunnâme’de sadrazam ve ÅŸeyhülislâmdan baÅŸlayarak devlet memurlarının görevleri belirlenmiÅŸ, I. Osman zamanından itibaren gelen kanunlar tespit edilmiÅŸtir.

Fatih, saray hayatında ölçülü, devlet teşkilâtında görev alanlar önünde saygılı idi.

Sultan Fatih Mehmet, Gebze mıntıkasında Hünkâr Çayın’nda vefat etmiÅŸtir (1481). Mezarı, İstanbul’da Fatih Camii avlusundaki türbesindedir.

1.Mehmet

PerÅŸembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan beÅŸinci  padiÅŸah.I. Bayezid (Yıldırım) ile Germiyan Beyi

Süleyman Åžah’ın kızı Sultan Hâtun’un oÄŸludur. Bursa’da doÄŸdu. Çelebi Mehmet, savaşçı bir kiÅŸiliÄŸe sahipti. Genç yaÅŸta Amasya Sancak BeyliÄŸi’ne tâyin edildi (1391). I. Bayezid ile Timur arasında yapılan Ankara Savaşı’nda (1402), Osmanlı ordusunun ihtiyat kuvvetleri komutanlığında bulunmuÅŸtu. Savaşın kaybedilmesi üzerine zorlukla Amasya tarafına kaçmak istemiÅŸ, fakat Sinop hükümdarı CandaroÄŸlu îsfendiyar Bey’in kızkardeÅŸinin oÄŸlu Yahya Bey tarafından yolu kesilmiÅŸ ise de, Çelebi Mehmet bunu maÄŸlûp ederek Bolu tarafına çekilmiÅŸtir. Çelebi Mehmet, burada adamları vasıtasıyla savaÅŸtan sonraki durumu öğrendikten sonra Bursa tarafına gitmek istedi ise de, maiyetindeki beyler, bu hareketin tehlikeli olduÄŸunu söylediklerinden ve o sırada Amasya’dan gelen bir heyetin de kendisini davet etmeleri üzerine Amasya’ya gitti. Amasya, Timur’un maiyetinde bulunmuÅŸ olan Kara DevletÅŸah’a verilmiÅŸti. Halk, bunu istemediÄŸi için Çelebi Mehmet’i davet etmiÅŸlerdi.

Çelebi Mehmet, yanında yaklaşık 1000 kiÅŸilik bir kuvvet bulunan DevletÅŸah’ı bir baskın ile öldürerek Amasya’ya girdi (1403). Bu ilk baÅŸarıdan sonra, Canik ve havalisi Türkmen beylerinden KubadoÄŸlu Ali Bey’in Niksar’ı kuÅŸattığını haber alınca o tarafa giderek Ali Bey’i yendikten baÅŸka KubadoÄŸlu’na ait bir kaleyi de zaptetti. Tokat bölgesinde kuvvetli bir Türkmen beyi olan KubaloÄŸlu İbrahim Bey, Çelebi Mehmet’i tehdit etmeye baÅŸladı. Bunun üzerine Çelebi Mehmet, âni bir baskın yaparak İnaloÄŸlu’nu maÄŸlûp etti ve ülkesine hâkim oldu. Daha sonra Sivas’ta idareyi eline almış olan Kadı Burhaneddin Ahmet’in damadı Hacı Bey oÄŸlu Mezid Bey de üzerine gönderilen Bayezid PaÅŸa kuvvetleri tarafından maÄŸlûp edildi. Böylece Çelebi Mehmet Sivas, Tokat, Amasya mıntıkasına tamamen hâkim oldu (1403).

Bu tarihte Timur, henüz Anadolu’da bulunuyordu. Çelebi Mehmet’in faaliyetini haber alan Timur, ona, hem henüz hayatta olan babası, hem de kendi tarafından bir mektup gönderdi. Çelebi Mehmet bu mektup üzerine, durumu etraflıca anlatması için hocası Sûfi Bayezid’i Timur’a elçi olarak gönderdi. Timur, Çelebi Mehmet’in mazeretlerini kabul ederek kendisine elindeki mıntıkanın hükümdarlığını verdi. Al damgalı berât ile hükümdarlık alâmeti olarak taç, kemer ve bir hırka da gönderdi. Çelebi Mehmet, bu suretle Timur’un hâkimiyetini kabul edip, daha sonra Timur ile müşterek sikke bastırdı.

Timur’un Anadolu’yu terk etmesinden sonra Mehmet Çelebi, Bursa’yı Musa Çelebi’den alan İsa Çelebi’ye, Anadolu’nun aralarında taksim edilmesini teklif etti. İsa Çelebi ise, en büyük kardeÅŸ olduÄŸunu ileri sürerek bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine Çelebi Mehmet ile İsa Çelebi arasında savaÅŸ baÅŸladı. Bursa’nın Ulubad mevkiinde yapılan savaÅŸta İsa’yı maÄŸlûp etti ve Bursa’ya girdi. Bursa’da hükümdarlığını ilân eden Çelebi Mehmet, burada da Timur ile müşterek olarak sikke kestirdi (1404). Bundan sonra, babası I. Bayezid’in cenazesini GermiyanoÄŸlu Yakup Bey’in yanından getirterek Bursa’da Ulucami yanına defnettirdi.

İsa Çelebi ise, Yalova yolu ile kaçarak Bizans imparatoru’na sığındı. İsa Çelebi’nin kaçmasından sonra Çelebi Mehmet, Anadolu’da yalnız başına kalmıştı.

Çelebi Mehmet’in Anadolu’da kuvvetlenmesinden endiÅŸe eden Emîr Süleyman, Anadolu’ya geçerek Bursa’ya geldi. Çelebi Mehmet ise, Emîr Süleyman’a karşı koymayarak Amasya’ya çekildi. Emîr Süleyman’ın Ankara’yı da ele geçirmesi üzerine Çelebi Mehmet’in nüfuz sahası daraldı (1405).

Çelebi Mehmet, dört yıldan beri Anadolu’da bulunan Emîr Süleyman’ı Rumeli tarafına geçmeye zorlamak için, KaramanoÄŸlu’nun yanında bulunan küçük kardeÅŸi Musa Çelebi’yi getirtti. Musa Çelebi, baÅŸarı saÄŸladığı takdirde kendisine baÄŸlı kalacağını ve onun adına para bastırıp hutbe okutacağına dair yeminli teminat verdi. Musa Çelebi Sinop’tan bir gemiye binerek Eflâk tarafına geçti (1409). Musa Çelebi’nin Rumeli’ye gittiÄŸini haber alan Emîr Süleyman, acele olarak Rumeli’ye geçti. Bunun üzerine Çelebi Mehmet Bursa’ya geldi. Musa Çelebi ise, Rumeli’ye hâkim olduktan sonra. Çelebi Mehmet’e verdiÄŸi sözü tutmayarak orada hükümdarlığını ilân etti (1410). Çelebi Mehmet ise, Anadolu’ya hâkim olmak için Musa Çelebi’nin hükümdarlığını kabul etmek zorunda kaldı.

Musa Çelebi, Rumeli’de durumunu kuvvetlendirdikten sonra İstanbul’u kuÅŸattı (1411). Telâşa düşen İmparator Manuel, Çelebi Mehmet’i Rumeli’ye geçmek üzere davet etti. Daveti kabul eden Çelebi Mehmet, gönderilen Bizans gemileriyle ve 15.000 kiÅŸilik bir kuvvetle Anadolu Kavağı tarafından Rumeli yakasına geçti. GeliÅŸinin dördüncü günü Çatalca havalisindeki InceÄŸiz mevkiinde Musa Çelebi ile savaÅŸtı ise de yenilerek Bursa’ya döndü. 1412 yılında ikinci defa Rumeli’ye geçti. İstanbul’a yakın bir mahalde yaptığı savaÅŸta da baÅŸarı saÄŸlayamadı. Çelebi Mehmet, üçüncü defa tekrar Rumeli’ye geçti. İstanbul’a yakın bir mahalde yaptığı savaÅŸta da baÅŸarı saÄŸlayamadı. Vize civarındaki savaÅŸta Musa Çelebi’nîn komutanı Kara Halil’i maÄŸlûp etti (1413). Böylece Musa Çelebi kuvvetlerinin bir kısmı Çelebi Mehmet tarafına geçti. Çelebi Mehmet Edirne’ye girdi. Fakat ÅŸehir teslim olmadı. Halk, kim galip gelirse ÅŸehri ona teslim edeceklerini söyledi.  Çelebi Mehmet halkın bu düşüncesini kabul etti ve ZaÄŸra taraflarına yürüyüşe geçti. Filibe civarında Musa Çelebi’ye yetiÅŸti ise de, hemen savaÅŸa girmedi. NiÅŸ tarafına gitti ve sonra Tuna’ya doÄŸru çekilmekte olan Musa Çelebi’nin üzerine yürüdü. Samakov civarındaki Çamurlu- Derbent mevkiinde savaÅŸ baÅŸladı. Musa Çelebi kuvvetleri bozguna uÄŸradı. Yarak olduÄŸu halde kaçmaya çalışan Musa Çelebi, atı ile birlikte çeltik arkına düştü. Kendisini takip edenler tarafından yakalanarak boÄŸuldu ve cesedi Bursa’ya nakledilip babasmm mezarı yanına gömüldü. Çelebi Mehmet, Edirne’de bütün Osmanlı Devleti’nin hükümdarı olduÄŸunu ilân etti. Tahta çıktığı zaman henüz 26 yaşında idi. Musa Çelebi ile Rumeli’de savaşırken, KaramanoÄŸlu Mehmet Bey’in Bursa’yı kuÅŸattığını haber alan Çelebi Mehmet, Anadolu’ya geçerek Mehmet Bey’in saldırısını püskürttü; Konya havalisine kadar olan toprakları hâkimiyeti altına aldı. Daha sonra Eflâk’ı vergiye baÄŸlamak gibi bir baÅŸarıyla sonuçlanan yeni bir Rumeli seferi düzenledi. Kuzey Anadolu’da ise Samsun bölgesine kadar hâkimiyetini geniÅŸleten askerî ve politik teÅŸebbüslerde bulundu. Timur’un ölmesi bu baÅŸarıları kolaylaÅŸtırmış, Anadolu birliÄŸinin yeniden saÄŸlanması yolundaki engelleri birer birer ortadan kaldırmıştır.

Daha sonra, devrin âlimlerinden Åžeyh Bedreddin’in yetiÅŸtirdiÄŸi “müritlerden Börklüce Mustafa ile Torlak Kemal’in düzenledikleri ayaklanmayı Manisa havalisinde bastırarak, hareketin liderleriyle birlikte ayaklanmaya katılanları öldürttü. Bu çarpışmadan sonra da, Ankara Savaşı ile ortadan kaybolan kardeÅŸlerinden Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa), saltanatın kendisine ait olduÄŸu iddiasıyla ortaya çıktı. Åžehzade, kendisini destekleyen Rumeli beylerinin hazırladıkları ordunun başında Selanik dolaylarında harekete geçmiÅŸti. Mustafa Çelebi, Tesalya ve Selanik’e yakın yerlerde faaliyete baÅŸlamış ise de, Çelebi Mehmet’in süratle yetiÅŸmesi üzerine maÄŸlûp olarak Selanik Kalesi’ne iltica etmiÅŸtir.

Çelebi Mehmet Edirne’de ölmüş, oÄŸlu II. Murat tahta çıktıktan sonra cenazesi Bursa’ya gönderilmiÅŸtir. Ölümünden önce yaptırdığı YeÅŸil Türbe’de gömülüdür.

I. Mehmet Bursa’da cami, medrese ve imaret ile kendisine ait türbe yapılmasını emretmiÅŸ (1414), cami 1419 yılında tamamlanmış, türbesi ise 1421 yılında bitirilmiÅŸtir.