İmrahor Kasrı

İstanbul’da Kâğıthane deresi kıyısında yapılmış olan kasır. Bu kasır Lale Devri’nde büyük bir ün kazanmış olan Sadabat Sarayı’nın biraz ilerisinde kurulmuştur.

Osmanlılarda, Kâğıthane deresinin iki yanındaki düzlük, yılın bazı aylarında sarayın has ahırındaki atların otlaması için kullanıldığından, buradaki ahırların yakınında, 1589-1590 yıllarında ilk İmrahor Kasrı’nın yaptırıldığı tahmin edilmektedir. XVIII. yüzyılda bazı yabancı seyahatnamelerde İmrahor Kasrı’na “Büyük İmrahor Kasrı” denmekte idi. Osmanlı tarihi boyunca bir önceki yıkılıp yerine bir başkası yaptırılmak suretiyle İmrahor Kasrı hatırası ve adı yaşatılmıştır.

XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Kâğıthane deresi kıyılarındaki saray ve diğer yapılar hassa kalfası Balyan tarafından yenilenirken İmrahor Kasrı da, yeni zevklere göre onarılmıştı. Etrafındaki çayırlı düzlük ise bir mesire yeri olmuş ve buna îmrahor veya Mirahur Mesiresi adı verilmiştir. Kasır, düzgün mermer ve demir parmaklıklı bir duvarla çevrili bahçe içinde idi. Bu son îmrahor Kasrı, kagir bir temel üzerine oturan ahşap iki kattan ve bir de çatı katından meydana geliyordu. Dar yan cephelerinde dışarıya taşan yarım yuvarlak çıkmalarda, yukarı çıkışı sağlayan merdivenler vardı. Dere ile yola bakan geniş kısımlarında ise altta birer veranda, bunların üstlerinde de balkonlar bulunuyordu.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’da hâkim olan zevki göstermesi bakımından ilgi çekici bir eserdir. Osmanlıların son devrine kadar bakımlı ve içi döşeli olan bu kasır, daha sonraları bakımsız kalmış ve 1940′a kadar harap bir halde bırakılmıştır. Bu tarihten sonra yerine askeri yapılar inşa edilmiştir.

Etiketler: ,

Yorum Yapın