‘3.selim’ olarak etiketlenmiş yazılar

3.Selim

Perşembe, 04 Ekim 2007

Osmanlı Hanedanı’ndan yirmi sekizinci Osmanlı padişahıdır. Babası III. Mustafa, annesi Mihr-i Şâh Sultan’dır. Babasının ölümüyle amcası I. Abdülhamit tahta çıkınca 13 yaşında veliahtlığa yükselmiştir. Bu dönemde Fransa Kral XVIII. Louis’ e kadar bir çok yerli ve yabancı şahsiyetle iyi ilişkiler kurmuştur. Çok iyi hocalardan ders görmüş, bilhassa mûsiki alanında başarı göstermiştir. I. Abdülhamit’in ölümü üzerine III. Selim tahta çıkmıştır (8 Nisan 1789).

III. Selim, amcasının sadrazamı olan Koca Yusuf Paşa’yı, 7 Haziran 1789 tarihine kadar sadarette bıraktı; sonra Vidin seraskerliğiyle sadâretten uzaklaştırıldı. Yerine Vidin seraskeri Hasan Paşa getirildi. 3 Aralık 1789′da Rusçuk muhafızlığı ile o da sadaretten uzaklaştırıldı. Kaptan-ı derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa, sadrâzam oldu; 30 Mart 1790′da Şumnu’da öldü. 3 ay sonra Cezayirli’nin yerine Rahova muhafızı Çelebî-zâde Şerif Hasan Paşa sadrâzam oldu; 15 Şubat 1791′de Şumnu’da idam edildi. Koca Yusuf Paşa, 2. defa sadarete getirildi. Bu dönemde, üç yıh aşan bir zamandır süren Osmanlı-Alman savaşı Ziştovi barış antlaşmasıyla (2 Ağustos 1791),Yusuf Paşa 4 Mayıs 1792′de Trabzon beylerbeyliği verilerek Anadolu’ya gönderildi, Damad Melek Mehmet Paşa, sadrâzam oldu. 1787 Osmanlı- Rus savaşı da, Yaş Antlaşmasıyla sona erdirildi (9 Ocak 1792).

Rus ve Alman savaşları bitince III. Selim devletin bütün müesseselerini kaplayan bir ıslahata girişti. Ancak devlet adamlarının çoğu, radikal ıslahata taraftar değillerdi. Devlet savunmasının kazandığı önem yüzünden III. Selim, Kapıkulu ocaklarına dokunmaksızın yeni bir ordu teşkiline girişti. Amacı yeni orduyu kurduktan sonra eskisini tasfiye etmekti. Fakat başta Yeniçeri ocağı olmak üzere Kapıkulları, geleceklerinin tehlikede olduğunu anlamışlardı. III. Selim, devletin ileri gelen belli-başlı şahsiyetlerinden ıslahat lâyihaları alarak, onların, imparatorluğun istikbâli ve kalkınması üzerindeki fikirlerini öğrendi.

24 Şubat 1793′te Osmanlı tarihinde önemli bir devre başladı ve resmen “Nizâm-ı Cedîd” hazinesi ve defterdarlığı kurularak, ayrı ve ikinci bir Mâliye nezâreti halinde teşkilâtlandırıldı. 1794′de Levendde büyük bir kışla inşa edildi. Nizâm-ı Cedîd askeri ne, kırmızı ve mavi renklerle, Avrupa’dan satın alınan üniformalar giydirildi.

19 Ekim 1794′te Damad Melek Mehmet Paşa emekliye ayrıldı. Yerine İzzet Mehmet Paşa, sadrazam oldu.

Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin meselelerinden biri de, merkezi hükümetin eyaletlerdeki otoritesinin zayıflamasıdır. Padişah fermanlarına kulak asmayan eyâletler kasabalarda “ayan” denen derebeyleri türedi; Anadolu ve Rumeli’nin geniş çevrelere hâkim olmaya başladılar. Pazvandoğlu Osman Ağa adında bir yeniçeri etrafına topladığı başıbozuklarla, Osmanlı Devleti’ne uzun süre problem oldu.

Bu sırada, Napoleon Bonaparte’ın 2 Temmuz 1798′de Mısır’a saldırmasıyla, Osmanlı-Fransız savaşı başladı. Bonaparte, Mısır’ı almak, oradan Hindistan’a geçmek, İngilizlerin elindeki Hind ülkelerini fethetmek istiyordu.

Birkaç gün sonra, haftalardır Fransızları izleyen Amiral Nelson, İngiliz donanması ile İskendire’yi bastı. Ağustosun ilk günü İskenderiye civarında Ebû Hûr’da Fransız donanmasını yaktı. Donanmadan mahrum kalan Bonaparte Mısır’da hapsolunmuştu.

30 Ağustos 1978′de sadrazam İzzet Mehmet Paşa, görevinden azledildi. Yerine Erzurum beylerbeyisi Yusuf Ziyaeddin Paşa sadârete getirildi.

Babıâli, 2 Eylül 1798′de Fransa’ya savaş ilân etti ve Fransa ile savaş halinde bulunan İngiltere’nin müttefiki oldu. 3 Ocak 1799′da Osmanlı-Rus ye 2 gün sonra da Osmanlı- İngiliz ittifakı imzalandı.

Bonaparte, 1799 Şubatının ilk günlerinde Kahire’-den hareket etti. 25 Şubatta Gazze’yi alarak Filistin’e girdi. 13 Martta, Filistin’in kuzeyinde bir liman olan ve Cezzar Ahmed Paşa tarafından’ savunulan Akkâ Kalesi önüne geldi. 21 Mayıs 1799′da Bonaparte, Akka önlerinden çekildi, kuşatmayı kaldırarak Kahire’ye döndü. Bu zafer, Cezzar Ahmed Paşa’nın adını bütün Avrupa’ya duyurdu.

Bir süre sonra Köse Mustafa Paşa, 80 Osmanlı gemisiyle İskenderiye yakınlarına 8.000 asker çıkardı. Ancak 25 Temmuzda Fransızlar tarafından bozuldu ve esir düştü. İstanbul’dan, Mısır’ı geri alacak bir ordunun hareket etmesi üzerine Bonaparte, 25 Temmuz 1799′da Mısır’dan ayrıldı ve iki gemiyle Fransa’ya döndü.

Bonaparte, Mısır’da iken, müttefik Osmanlı-Rus donanması, Fransızların Venedik’ten almış oldukları İyonya Adaları ile Epir iskelelerini ele geçirdi. 21 Mart 1800 antlaşmasına göre, Epir’deki dört iskele, başta Preveze olmak üzere Osmanlılara iade edildi. İyonya Adaları (Korfu, Zenta, Kefalonya, Aya Mavri, Cerigo vs.) ise iç çekişmelerinde bağımsız birer devlet oldu ve Osmanlı tabiiyetine girdi.

1800 yık boyunca ve ertesi yılın ilk aylarında Fransızlar, gittikçe ağırlaşan şartlar altında Mısır’ı elde tutmaya çalıştılar. Sadrazam ve serdâr-ı ekrem Yusuf Ziyaeddin Paşa, Fransız ordusuna yenildi. Vezir Nasûh Paşa aynı teşebbüsü tekrarladıysa da, başaramadı. Nasûh Paşa’dan Mısır beylerbeyiği ve seraskerliği alınarak Haleb’e gönderildi. Kaptan-ı derya küçük Hüseyin Paşa’nın 70 gemisiyle İskenderiye’yi kuşatması üzerine yardım geleceği ümidini kesen Fransızlar 27 Haziran 1801′de Mısır’ın boşaltılması hakkındaki anlaşmayı imzaladılar. 24 Nisan 1805′te sadrâzam Yusuf Ziyaeddin Paşa, istifa etti. Yerine kaptan-ı derya Hafız İsmail Paşa, sadrâzam oldu.

Bu arada Mehmet Ali Ağa, Fransızlarla savaşmak üzere 200 gönüllünün komutan yardımcısı olarak Mısır’a ayak bastı. Bir süre sonra da bu gönüllülerin başına geçti. Az zamanda, iç durumu karışık olan Mısır’da büyük nüfuz kazandı. Babıâli’nin emirlerini dinlemeyen Memlûk beylerinin başlarını kestirerek İstanbul’a yolladı. Ayrıca Mısır beylerbeyisi yapılırsa Arabistan’a gidip Vehhâbileri de ortadan kaldıracağını vaat etti. Bunun üzerine 8 Temmuz 1805′te vezâret pâyesiyle Mısır beylerbeyiliğine atandı.

III. Selim Rumeli’ndeki ayanları yola getirmek gayesiyle, Kadı Abdurrahman Paşa’yı Nizâm-ı Cedîd askerleriyle Konya’dan İstanbul’a çağırdı (1806).

2 Haziran 1806′da Nizâm-ı Cedîd askerleriyle İstanbul’a gelen Abdurrahman Paşa, 15 Temmuz 1806′da Edirne’ye doğru hareket etti. Yolda rastladığı eşkiya ve ayanı yok ediyordu. Ancak III. Selim’e Müslüman kanı döküldüğü şikâyetleri yapılınca, padişah, Abdurrahman Paşa’ya geri dönmesini emretti. Bu durum, Sırpların işine yaradı. Uzun süredir Osmanlı idaresine karşı ayaklanma hazırlıkları gerçekleşme imkânı buldu. Kara Yorgi’nin başkanlığındaki Sırp ihtilâlcileri, 13 Aralık 1806′da Belgrat’ı aldılar. Bu arada Kara Yorgi’yi desteklemek amacıyla Rus kuvvetleri 8 Aralık 1806′da Bender’i, 16 Aralıkta Hotin’i alarak Güney Podolya’yı istilâ ettiler. 1806′nın son günlerinde, Karadeniz sahillerine inerek Akkerman ile Kilye’yi ele geçirdiler. Osmanlılar Tuna deltasında Rusları yenerek durdurdular. Bundan sonra Osmanlı Devleti, 22 Aralık 1806′da Rusya’ya savaş ilân etti. Böylece Yaş Antlaşmasından 14 yıl sonra, yeni bir Osmanlı-Rus savaşı başladı.

14 Kasım 1806′da sadrâzam Hafız İsmail Paşa azledildi. Yerine yeniçeri ağası İbrahim Hilmi Paşa sadrazam ve Rus savaşı üzerine serdar-ı ekrem oldu.

Silistre valisi Vezir Alemdar Mustafa Paşa, Bükreş yakınlarında Rusları bir daha yenince, Rus saldırısı kırıldı.

Devlet dışarıda büyük devletlerle savaşırken içerde de bir takım huzursuzluklar başlamıştı. III. Selimin değişiklik teşebbüsleri başta yeniçeriler olmak üzere halk arasında tepkiyle karşılanmıştı. Ulemâ Nizâm-ı Cedîd askerinin pantolon giydiği için Müslüman sayılmayacağını, padişahın askerine şapka giydirmeye de karar verdiğini yayıyorlardı. Avrupa usulü olduğu pek belli olan bu inkılâplar, halkın gururuna dokunuyordu. Sadâret kaymakamı vezir Köse Mûsâ Paşa, şeyhülislâm Topal Ataullah Efendi ve veliaht Mustafa da isyancıları kışkırtıyorlardı. Bundan sonra padişahın gâvur olduğunu iddia edenler de ortaya çıktı. Sonunda, 25 Mayıs 1807′de Kabakçı Mustafa adında birini reis seçen, Karadeniz Boğazı’ndaki yeniçeri yamakları ayaklandılar.

28 Mayısta III. Selim, Nizâm-ı Cedîd’i resmen kaldırdı. Bu geri adımı fırsat bilen yenilik aleyhtarları şeyhülislâm Topal Ataullah Efendi’nin fetvası ile III. Selim’i tahttan indirdiler (28 Haziran 1807).

Halinden sonra III. Selim, Topkapı Sarayı’ndaki dairesine çekildi. Yerine tahta çıkan yeğeni IV. Mustafa’nın bir yıl iki aylık saltanatı boyunca musikî ile uğraşarak vakit geçirdi. Alemdar olayında IV. Mustafa’nın emriyle öldürüldü (28 Temmuz 1808).