‘hisar’ olarak etiketlenmiş yazılar

Anadolu Hisarı

Cuma, 05 Ekim 2007

İstanbul Boğazı’nın en dar (780m.) yerinde, Rumeli Hisarı karşısında, Göksu Deresi’nin başındadır. Karadeniz’den Bizans’a gelebilecek yardımları önleyecek bir ileri karakol olarak 1395 yılında Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmıştır. Bu kale savunma özelliği taşıyan bir askerî yapıydı. Bu sebeple de Hisar’a “Gözlüce” adı verilmişti. Kaleler XIII. yüzyıla kadar gemilerin Boğaz’dan geçişini engelleyemezlerdi. Yıldırım Bayezid’den yarım yüzyıldan sonra Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u Türk-İslam ülkesi yapmak isteyince Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı’nı kurdu ve onun Hisar Peçesi’yle beraber Anadolu Hisarı’na da bir Hisar Peşye inşa ettirdi.

Fatih Sultan Mehmet, Rumeli Hisarı’nı yaptırırken (1452) her iki kalenin toplarla takviye edilmesiyle Boğaz’dan geçişini kontrolünü sağlamış ve Anadolu Hisarı’nı da bazı ilavelerle onartmıştır.

Kale çeşitli adlarla tanınır. Tarihçi Tursun Bey’e göre Yeni Kale, Şeyhülislâm Hoca Sadeddin Efendi’ye göre Akçahisar, Nişancı Mehmet Paşa’ya göre Güzelce Hisar, diğer birçok yazarlara göre Yenice Hisar, Yeni Hisar gibi adları vardır.

Kale, Boğaz’nı Anadolu kıyısında İstanbul Boğazı ile Göksu Deresi arasında uzanan üçgen şekilli toprak parçası üzerindedir. Şist ve kireç tabakaları halindeki toprak üzerine kurulmuştur. Dış kale duvarları tam deniz kenarında iken Göksu’nun getirdiği killi çamur halindeki alüvyonlarla dolması yüzünden biraz içeride kalmıştır. Toprağın yükselmesiyle kalenin güney batısında bir namazgah yapılmıştır. Rumeli Hisarı’ndan 1/6 kadar küçüktür. Anadolu Hisarı dışkale, içkale ve asıl kale olmak üzere üç kısımdan meydana gelmiştir.

Rumeli Hisarı

Cuma, 05 Ekim 2007

İstanbul’da, Boğaziçi’nde, Avrupa yakasında bulunan bir hisar. Fatih’in İstanbul kuşatması için bir ön tedbir olarak yaptırdığı bu hisar, Yenihisar, Yenice Hisar, Boğazkesen Hisarı, Yeni Kale, Güzel Hisar, Başkesen Hisarı gibi adlar da almıştır. Daha önce Yıldırım Bayezid’in Anadolu yakasında yaptırdığı hisarın (Akça Hisarı, Güzelce Hisar, Yeni Kale, Anadolu Hisarı) tam karşısında, Boğaz’ın en dar yerinde yapılan Rumeli Hisarı’nın yeri daha önce Hamaiyon diye anılıyordu. Fatih, Bizans’a Karadeniz yolu ile gelecek her hangi bir yardımı engellemek için bu hisarı yaptırmaya giriştiğinde Bizans İmparatoru buna tepki göstermişti. Fakat Fatih bu toprakların Cenovalılara ait olduğunu ve bu hisarı, ticaret gemilerini korsanlardan korumak için yaptırdığını bildirmişti. Böylece siyasî engelleri ortadan kaldıran Fatih, hisarın inşa hazırlıklarına 1452 kışında başladı. İşçi ve ustalarla inşaat malzemesi, Anadolu ve Trakya’dan getirilmiş, çevredeki eski yapılardan da yararlanılmıştır. Kıyıda toplanan bu malzemeyi ve çalışanları güvence altına almak için önce kıyıdaki Halil Paşa burcunu yaptırıldı. 21 Mart 1452′den itiba ren de inşaata bizzat Fatih nezaret etti. Hisar mimarı mimar Müslihüddin olduğu halde, Fatih’in gerek planın hazırlanmasında, gerek kulelerin, mazgalların, kapıların yerlerinin tesbitinde görüşleri esas alınmıştır. Halil Paşa burcundan sonra sırtta, sağ yanda Sanıca Paşa burcu, sol yanda da Zağanos Paşa burcu yaptırılmış ve ara yerde germe denilen duvarlar örülmüştür, inşaat süresince 1.000 kadar usta, 3-4 veya 5-6 bin kadar işçi çalıştırılmış ve bu dönem içinde çok sıkı inzibatî tedbirler alınmıştı. Esasen işçi ve usta takımları, kadıları ile birlikte getirilmişler, suç işleyenlere ağır cezaların uyulanacağı, işini süratle bitirenlerin de mükâfatlandırılacağı ilân edilmiştir. 2.000 m. uzunluktaki Rumeli Hisarı 4 aylık bir çalışmadan sonra Ağustos 1452′de tamamlandı. Hisara 400 yeniçeri ile ilk atanan dizdar Firuz Ağa’dır. Hisar kuvvetli toplarla da donatıldı.

İlk kez 10 Kasımda Karadeniz’den gelen 2 Venedik gemisine ateş açıldı. 26 Kasımda ise Anatonia Rizo’nun süvarilik ettiği gemi batırıldı. 2 Aralıkta da bir Trabzon gemisi güçlükle bu ateş barikatını aşabildi. Hisarın böylece tasarlanan görevi yapabileceği anlaşılmış oldu. İstanbul’un fethinden sonra fazla askerî önemi kalmadığı için siyasî ve askerî suçlular için bir hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. XVII. yüzyılda Rumeli Hisarı dört kapılı küçük bir kale idi. Duvarları arazinin engebelerine göre 5-3 m. arasında değişen bir kalınlıkta idi. Üç büyük burçtan başka küçük kuleleri de vardı. Kulelerin içi ahşap olup, her katta bir ocak bulunuyordu. Hisarın içinde dizdar ve nöbetçi yeniçerileri evlerinden başka Fatih’in yaptırdığı bir mescit, mescidin altında bir sarnıç ve iki de çeşme vardı.

1509 depreminde hasar gören hisar hemen tamir edilmiştir. 1746′da bir yangın geçiren Rumeli Hisarı, en son II. Selim zamanında onarılmış ve ondan sonra kendi haline bırakılmıştır.

Fatih Kanunnâmesi’ne göre Rumeli Hisarı’nda yatsı namazından sonra ve sabah namazından önce iki defa nevbet vurulması gerekirdi. Cuma ve bayram günleri hisara bayrak çekilmesi ve padişahlar Boğaz’da gezintiye çıktıkları zaman hisar önünden geçerlerken topla selâmlanmaları da kanun gereği idi. Hisar’dan dizdar ile hisar ustası unvanını taşıyan subaylar sorumlu idiler. Kalebend yeniçerilerin ceza mahalli olan hisar aynı zamanda ölüme mahkum yeniçerilerin infaz yeri idi. Suçlu, hisar muhafızları tarafından gece yarısı boğulur, ayağına gülle bağlanıp denize atılır ve infazın yapıldığı bir top atışı ile duyurulurdu. Rumeli Hisarı XVII. yüzyıl başından itibaren çevresinde kurulan mahallelerle şirin bir semt olmuştu. Kurulan köşkler ve evler bir iki mahalleyi teşkil ediyordu.

Sultan Aziz zamanında burada bir saray yaptırılması veya Amerikan koleji idaresinin isteği üzerine manzarayı kapattığı için hisarın bir kısım duvar ve kulelerinin yıktırılmasına karar verilmişken, yıkım işçilerini bastonuyla kovalayıp kaçırması üzerine Ahmet Vefik Paşa o günlerde halk arasında büyük ün yapmış ve hükümet de yıkım kararından vazgeçmiştir.

1917′de Rumeli Hisarı’nın deniz müzesi haline getirilmesine dair bir tasarı hazırlandı ve iş bir Alman firmasına ihale edildi. Ne var ki az sonra Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi ile yeni bir buhrana girince, 1918′de bu tasarıdan vazgeçildi. 1953′de Hisar’ın onarımı tekrar ele alınarak bu günkü şekliyle yapı kurtarılmış oldu. Kale içi mahallesi de istimlak edilerek hisar bütünüyle müze haline getirildi. Ayrıca avluda yaptırılan açık hava tiyatrosu ile yapıya yeni bir işlerlik de kazandırılmış oldu.